Bileşik Şekiller:
|
geleneksel, olağan, her zamanki, klasikFrom the English "conventional" s.,s.,s. | | متعارف عليه |
| | رفْع اليد هو الطريقة المتعارف عليه لاسترعاء انتباه المعلّم. |
meraklı, her şeye burnunu sokanFrom the English "prying" s.,s. | | فضولي، محب للاستطلاع |
günlük, gündelik, her günküFrom the English "quotidian" s.,s.,s. | | يومي |
| | المتوجبات اليومية لهذه الوظيفة مملة وتفتقر إلى الإثارة. |
dahil, hepsi dahil, her şey dahilFrom the English "all included" s.,s. | (fiyata, vb.) (في ثمن) | مشمول |
geniş, her şeyi kapsayanFrom the English "all-encompassing" s.,s. | | شامل |
normal, her zamanki, olağanFrom the English "regular" s.,s.,s. | | معتاد |
| | مصفِّف شعر تامسين المعتاد في إجازة، فاضطرت لأخذ موعد عند مصفِّف شعر آخر. |
halde, her ne kadar, rağmenFrom the English "although" bağ.,bağ.,bağ. | | مع أن |
| | | بالرغم من أن |
| | Onu her zaman gördüğüm halde hiç konuşmuyorum. |
| | أراها كثيرًا مع أنني لا أكلمها أبدًا. |
distopya, her şeyin kötü olduğu toplumFrom the English "dystopia" i.,i. | | مجتمع بائس |
gündelik, günlük, her günküFrom the English "day to day" s.,s.,s. | | يوميّ |
alışılmış, her zamanki, öngörülebilir, kestirilebilirFrom the English "conditioned" s.,s.,s.,s. | | معتاد |
nasıl, her nasılFrom the English "however" z.,z. | | مهما |
| | يبدو أنيقًا دائمًا مهما ارتدى. |
karşın, yine de, her şeye rağmen, her şeye karşınFrom the English "after all" edat,z. | | رغم كل شيء |
gündelik, her zamanki, olağanFrom the English "ordinary" s.,s.,s. | | عاديّ، معتاد، معهود |
| | لا داعي أن ترتدي ملابس أنيقة. ارتدِ فقط ثيابك المعتادة. |
bile, her ne kadarFrom the English "notwithstanding" edat | | مع أن، رغم أن |
| | مع أن توم كان يعرف أن شهادة في الفنون الحرة لن توفّر له وظيفة براتب مرتفع على الأرجح، فقد اعتبر أن اختيار اختصاص يحبّه هو أهم من المال. |
hepsi, her biriFrom the English "all" s.,s. | | كل، جميع، كافة |
| | كل هذه الكتب يجب أن تباع. |
genelinde, her yerindeFrom the English "across" z.,z. | | في، في أرجاء |
| | الأغنية مشهورة في أرجاء أوروبا. // هذه الطفرة الجينية موجودة في عدة مجتمعات سكانية. |
çınlamak, her tarafta yankılanmakFrom the English "sound out" f.,f. | | يعلّي الصوت |
sıradan, her zamanki, aleladeFrom the English "stock" s.,s.,s. | | عادي، مألوف |
her iki (haftada, vb.) birFrom the English "every other" z. | | كل (مع المثنى)، كل ثاني... |
her günkü, alışılmış, sıradan, olağanFrom the English "everyday" s. | | يوميّ، كلّ يوم |
| | Bu yol üzerinde meydana gelen otomobil kazaları artık alışılmış olaylardandır. |
| | تشهد هذه الطريق حوادث سير كلّ يوم. |
olağan, her zamanki, normalFrom the English "usual" s. | | معتاد، معهود |
| | سلكت أورسولا طريقها المعتاد إلى العمل. |
becerikli, her işin altından kalkanFrom the English "resourceful" s. | | واسع الحيلة |
| | أثبت الطلّاب أنهم واسعو الحيلة مع انقطاع الكهرباء. |
her durumda doğru olan, evrensel, her yanı kaplayanFrom the English "universal" s.,s. | | شامل، عام |
olağan, alışılmış, her zamanki, normalFrom the English "commonplace" s. | | عادي، شائع، مألوف |
her yerde var olan, her yerde mevcut olanFrom the English "omnipresent" s. | | كليّ الوجود، موجود في كل مكان |
her şeyi bilen/gören, alimFrom the English "omniscient" s. | | كليّ العِلم، عالِم بكل شيء |
| | | كليّ المعرفة، عارف كل شيء |
her iki cinse de istek duyan, biseksüelFrom the English "bisexual" s. | | مشتهي الجنسين |
üniseks, her iki cinse uygunFrom the English "androgynous" s. | | خُنثويّ، لا ذكر ولا أنثى |
her şeye inanan, saf, enayiFrom the English "credulous" s.,s.,s. | | ساذج، سريع التصديق |
her şeye karışan, her şeye burnunu sokan, işgüzarFrom the English "officious" s.,s. | | متدخِّل |
her yere yayılan, sinenFrom the English "pervasive" s.,s. | (koku) | منتشر، نافذ |
| | كانت رائحة الطعام المقليّ منتشرة في أرجاء البيت. |
her türden, her çeşittenFrom the English "of all sorts" | | من كل نوع |
her türden, her çeşittenFrom the English "of all types" | | من مختلف الأنواع |
sürüsüne bereket, çok yaygın, her yerdeFrom the English "a dime a dozen" s.,s.,z. | (gayri resmi) | كثير، متوفر بكثرة |
eskisinden daha da iyi, her zamankinden daha iyiFrom the English "better than ever" s.,s. | | أحسن مما كان |
| | بالأمس كنت حزينة ولكنني الآن أفضل مما كنت عليه. |
hep, her zamanFrom the English "always" z. | | دائمًا، دومًا |
| | Doğumgünü partisine katılanlara her zaman teşekkür mektubu gönderir. |
| | تقوم دائمًا بإرسال بطاقات الشكر بعد عيد ميلادها. |
her yerde, her yer, her tarafta, her tarafFrom the English "everywhere" z. | | في كل مكان |
| | Her tarafta sivrisinek vardı. Kaçıp saklanacak hiçbir yer yoktu. |
| | البعوض في كل مكان. لا مكان نختبئ فيه منه. |
sonsuza dek, daima, her zaman, ebediyenFrom the English "forever" z. | | إلى الأبد، على الدوام |
| | Seni sonsuza dek seveceğim. |
| | سأحبّك إلى الأبد. |
nereye olursa, her yereFrom the English "anywhere" z.,z. | | أيّ مكان |
| | | أينما |
| | أذهب إلى أيّ مكان معك يا عزيزي. |
| | اجلس أينما تريد. |
(her) ne zaman ...ise, -diğinde, -diği zamanFrom the English "whenever" bağ. | | في أي وقت |
| | Benim için sorun değil, ne zaman isterse (or: istediği zaman) beni arayabilir. |
| | لا مانع عندي من اتصاله بي في أي وقت. |
her halde, her halukârda, ne olursa olsun, zatenFrom the English "anyhow" z.,edat | | بكل الأحوال، بأية حال |
| | سيهزمهم فريقنا بكل الأحوال. |
her ne zaman, ne zaman olursaFrom the English "anytime" z. | | كلما |
| | كلما ذهب سام إلى المنتزه، رأى هناك حيّة أو حيّتين. |
her zaman, hep, değişmeden, değişmeyerek, ister istemez, kaçınılmaz suretteFrom the English "invariably" z.,z.,z. | | دومًا، بشكل دائم، باستمرار |
| her geceFrom the English "nightly" z. | | ليليًّا، كل ليلة |
evrensel olarak, her yerde, herkesteFrom the English "universally" z.,z.,z. | | في كل أنحاء العالم |
her birine, adam başınaFrom the English "apiece" z.,z. | | لكل فرد، لكل واحد |
| | Yaşlı adam, arabasını yıkayan ikizlerin her birine bir pound verdi. |
bir şekilde, nasıl olsa, nasılsa, iyi kötü, her nasılsaFrom the English "someway" z.,z.,z.,z. | | بطريقة ما |
| her yerdeFrom the English "all around" z. | | في كل مكان |
sonuçta, neticede, bütün olarak bakıldığında, her şey hesaba katıldığındaFrom the English "all in all" z.,z.,z. | | على العموم، بالإجمال |
her yere, her tarafaFrom the English "all over" z. | | في كل مكان |
| | بحثت في كل مكان ولم أعثر على مفاتيحي. |
| her anFrom the English "any day" z. | | في أي وقت |
| her anFrom the English "any minute" z. | | في أية لحظة |
| her anFrom the English "any moment" z. | | في أية لحظة، في أية دقيقة |
her zamanki gibi, her zaman olduğu gibi, alışıldığı gibiFrom the English "as usual" | | كالمعتاد، كعادته |
| her biri içinFrom the English "for each" z. | | لكلّ، عن كلّ |
| her ne olursa olsunFrom the English "if at all" z. | | هذا إن... |
her bakımdan, her konuda, her husustaFrom the English "in all respects" z.,z. | | من كافة الجوانب |
her halde, her halükârda, zaten, nasılsaFrom the English "in any case" z.,z. | | بكل الأحوال |
| | | على الأكثر |
her halde, her halükârda, her durumdaFrom the English "in any event" z.,z. | | في كل الأحوال |
her iki durumda da, her iki halde deFrom the English "in either case" z. | | في أي من الحالتين |
her bakımdan, her yönden, her açıdan, her konudaFrom the English "in every respect" z.,z.,z.,z. | | في كل المجالات |
şimdi ve sonsuza dek, her zamanFrom the English "now and forever" z. | | إلى الأبد |
her beraber, hep birlikte, koro halinde, hep bir ağızdanFrom the English "all together" z.,z.,z. | | الجميع بصوت واحد |
her zaman, daimaFrom the English "at all times" z.,z. | | دومًا، على الدوام |
her neyse, neyse ki, her halükardaFrom the English "at any rate" z.,z.,z. | | على أية حال |
ne zaman olursa, her zamanFrom the English "at any time" z.,z. | | في أي وقت |
ne olursa olsun, her şeye karşınFrom the English "come what may" z.,z. | | مهما يحصل |
her gün, her Allahın günüFrom the English "day in, day out" z.,z. | | يومًا بعد يوم |
nedense, her nedense, nedendir bilinmezFrom the English "for some reason" z.,z. | | لسبب ما |
her tarafta, her yerde, her yeriFrom the English "high and low" z.,z.,z. | | في كل مكان |
her zamankinden daha çok, her zamankinden daha fazlaFrom the English "more than ever" z.,z. | | يزيد من شيء |
| | قصص المغامرات التي ترويها تزيد من رغبتي في السفر. زاد إعجابي به بعد قضاء نهاية الأسبوع برفقته. |
her zaman, ne zaman olursa, ne zaman istersenFrom the English "any time" z.,z.,z. | | في أي وقت |
| her zamanki gibiFrom the English "as always" z. | | كما هو الحال دومًا، كالعادة |
her zaman olduğu gibi, her zamanki gibiFrom the English "as ever" z. | | كما هو الحال دومًا، كالعادة |
her gün, günlük olarakFrom the English "on a daily basis" z.,z. | | يوميًّا، بشكل يوميّ |
günlük olarak, günlük, her günFrom the English "day to day" z.,z. | | مياومة، على أساس يومي |
her halükarda, öyle ya da böyleFrom the English "either way" z.,z. | | في كلتا الحالتين |
| her günFrom the English "every day" z. | | يوميًّا، كل يوم |
| her sabahFrom the English "every morning" z. | | كل صباح |
| her geceFrom the English "every night" z. | | في كل ليلة |
| her haftaFrom the English "every week" z. | | كل أسبوع، أسبوعيًّا |
her yıl, her seneFrom the English "every year" z. | | كل عام، كل سنة، سنويًّا |
her akşam, akşamlarıFrom the English "in the evening" z. | | في المساء |
| her şeyden çokFrom the English "more than anything" z. | | فوق كل شيء، قبل كل شيء |
bütün bunlar bir yana, ne olursa olsun, her şeye rağmenFrom the English "all of this aside" z.,z.,z. | | بغض النظر عن كل هذا، بغض النظر عن هذا كله |
| | | رغم كل هذا، رغم هذا كله |
neredeyse her zaman, neredeyse hep, hemen hemen her zamanFrom the English "almost always" z.,z.,z. | | بشكل شبه دائم |
her seferinde, her defasındaFrom the English "each time" z. | | كل مرة |
| | كان الناس يغطون آذانهم في كل مرة كانت تغني. |
| her öğlenFrom the English "in the afternoon" z. | | بعد ظهر كل يوم، عصرَ كل يوم |
her sabah, sabahlarıFrom the English "in the morning" z.,z. | | في الصباح، كل صباح |
her şey düşünüldüğünde, her şey göz önüne alındığındaFrom the English "on balance" z.,z. | | بعد أخذ كل شيء في الاعتبار |
her seferinde, her defasındaFrom the English "every time" z. | | في كل مرة |
| | شاهدتُ ذلك الفيلم سبع مرات ولا تزال خاتمته تبكيني في كل مرة. |
tüm dünyada, dünyanın her yerindeFrom the English "all over the world" z. | | في جميع أنحاء العالم |
her zaman, devamlı, sürekli, durmadan, mütemadiyen, hababam, habire, ikide birFrom the English "all the time" z.,z.,z. | | دومًا، على الدوام |
kim olursa olsun, her kim olursa olsunFrom the English "no matter who" z. | | كل مَن، أيًّا يكن |