|
|
Bu sözlük İngilizce=>Türkçe ve İngilizce=>Arapça sözlüklerinin birleştirilmesinden oluşturulmuş sanal bir sözlüktür. Sonuçların kalitesi diğer WordReference sözlükleri kadar yüksek olmayabilir. WordReference Türkçe-Arapça Virtual Dictionary © 2026: Bu sözlük İngilizce=>Türkçe ve İngilizce=>Arapça sözlüklerinin birleştirilmesinden oluşturulmuş sanal bir sözlüktür. Sonuçların kalitesi diğer WordReference sözlükleri kadar yüksek olmayabilir. | Temel Çeviriler |
| hepFrom the English "always" z. | | طالما، لطالما |
| | لطالما أحببتك. |
hep, her zamanFrom the English "always" z. | | دائمًا، دومًا |
| | Doğumgünü partisine katılanlara her zaman teşekkür mektubu gönderir. |
| | تقوم دائمًا بإرسال بطاقات الشكر بعد عيد ميلادها. |
daima, hepFrom the English "sempre" z.,z. | | دائمًا، بشكل دائم، دومًا |
hiç, herhangi bir zamanda, hep, daimaFrom the English "ever" z.,z. | | يومًا |
| | New York'a hiç gittiniz mi? |
| | هل سبق أن زرت نيويورك يومًا؟ |
sonsuza kadar, sonsuza dek, ebediyen, ilelebet, hep, daimaFrom the English "evermore" z.,z. | | دائمًا، إلى الأبد |
her zaman, hep, değişmeden, değişmeyerek, ister istemez, kaçınılmaz suretteFrom the English "invariably" z.,z.,z. | | دومًا، بشكل دائم، باستمرار |
boyu, boyunca, süresince, boyunca, başından sonuna kadar, hepFrom the English "throughout" z.,z.,z. | (zaman) | طيلة، طوال |
| | Uçaklar, gün boyu (or: boyunca) havaalanına iniş yapıyorlar. |
| | ⓘBu cümle, İngilizce cümlenin çevirisi değildir. تهبط الطائرات طيلة اليوم. // تدللت "إليزابيث" كثيرًا طوال فترة طفولتها. |
daima, hep, sonsuza kadar, sonsuza dekFrom the English "always" z. | | دائماً، دومًا، على الدوام |
| | | إلى الأبد |
| | Seni sonsuza dek seveceğim. |
| | سأحبك دائماً. |
WordReference Türkçe-Arapça Virtual Dictionary © 2026: Bileşik Şekiller:
|
hep yeşil kalan, yaprak dökmeyenFrom the English "evergreen" s. | (ağaç) | دائم الخضرة |
ben merkezci, hep kendini düşünen, bencilFrom the English "self-centered" s.,s.,s. | | أناني، متمحور حول الذات |
dakik olmayan, hep geç kalanFrom the English "unpunctual" s.,s. | | غير دقيق في مواعيده |
hep birlikte, hep beraberFrom the English "together" z. | (grup halinde) | معًا، سويًّا |
| | Hep birlikte (or: beraber) tiyatroya gittik. |
| | ذهبنا إلى المسرح معًا. |
hep birlikte, hep beraber, toplu haldeFrom the English "collectively" z. | | بالإجماع |
hep birlikte, hep beraberFrom the English "tutti" z. | (müzik) (جميع العازفين معًا) | الجميع |
hep bir ağızdan, hep birdenFrom the English "with one voice" z. | | بالإجماع |
her beraber, hep birlikte, koro halinde, hep bir ağızdanFrom the English "all together" z.,z.,z. | | الجميع بصوت واحد |
toplu olarak, topluca, toplu halde, hep beraber, hep birlikteFrom the English "en masse" z.,z.,z. | | جماعيًّا، دفعة واحدة |
hep yek zar, bir bir gelen zarFrom the English "snake eyes" i. | | رمي الزهر بزوج الواحد |
| | | النتيجة الأسوء |
başkasını konuşturmamak, hep kendi konuşmakFrom the English "do all the talking" f. | | يتولى الحديث |
| hep aynı rolleri vermekFrom the English "typecast" geçişli f. | | يطبع شخصًا بأدوار متماثلة |
bir arada, hep bir yerdeFrom the English "together" z. | | معًا، سويًّا |
| | Burada, tüm ailemiz bir arada bulunuyor. |
| | اجتمعت العائلة كلها معًا. |
hepsi birden, hep birden, tümünü birden/tümünü aynı andaFrom the English "all at once" z.,z. | | معًا |
hep bir ağızdan, hep birdenFrom the English "with one voice" z. | | بصوت واحد |
hep birden, hep birlikteFrom the English "at the same time" z.,z. | | في نفس الوقت، معًا |
| hep yeşil kalan/yapraklarını dökmeyen bitkiFrom the English "evergreen" i. | | نبات دائم الخضرة |
| koro halinde/hep bir ağızdan söylenen şeyFrom the English "chorus" i. | (mecazlı) | قرار بصوت واحد، موقف جامع |
| | كان موقف الناس الجامع من الضرائب الجديدة هو الرفض التامّ. |
aynı anda olma, eşanlılık, eşzamanlılık, bir ağızdan söyleme/hep birlikte yapmaFrom the English "unison" i.,i. | | توافُق، تزامن، اتساق |
| hep yenilen yarışmacıFrom the English "also-ran" . | | منافس نادر الفوز |
| hep aynı roller verilenFrom the English "typecast" s. | (oyuncu) | ممثلّ لنفس الأدوار |
| | | مادة مطبوعة |
hep bir ağızdan söylemek, koro halinde söylemekFrom the English "chorus" geçişli f. | | يقول شيئًا بصوت واحد |
| | قالت الجماعة بصوت واحد "آمين" في آخر الصلاة. |
hep beraber, hep birlikteFrom the English "together" z. | | معًا |
| | أجاب التلاميذ معًا. |
|
|