WordReference Türkçe-Arapça Virtual Dictionary © 2026:

Temel Çeviriler
TürkçeArapça
yalan,
asılsız
From the English "false"
s.,s.
(beyan, vb.)باطل
  (شهادة)زُور
 قدّم الشاهد إفادة باطلة واعتُقل لحِنثه في اليمين.
 Bu cümle, İngilizce cümlenin çevirisi değildir. كانت شهادتها شهادة زور.
yalanFrom the English "falsity" i.كذبة، أكذوبة
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
TürkçeArapça
yalan,
palavra
From the English "line"
i.,i.
كذبة
yalan,
palavra
From the English "lie"
i.
كذبة، أكذوبة
 Yalanı ortaya çıkınca patronu ile başı derde girdi.
 أوقعته كذبته في ورطة عندما اكتشف مديره الحقيقة.
yalan,
zırva,
palavra
From the English "bullshit"
i.
هراء، كلام فارغ
 قصص جون عن ماضيه ليست إلا هراء.
yalan,
uydurma,
atmasyon
From the English "fabrication"
i.,i.
تلفيق، اختلاق
yalan,
doğru olmayan şey
From the English "falsehood"
i.
كذبة
yalan,
palavra
From the English "tale"
i.
كذبة
  (في بعض المناطق)خبرية
 تساءلت المعلمة ما الكذبة التي سيخترعها شون هذه المرة ليبرّر عدم إنجازه لواجبه المدرسي.
yalan,
uydurma
From the English "fiction"
i.
خيال، غير صحيح
 كل ما أخبرتنا به ليلة أمس هو غير صحيح.
yalan,
uydurmasyon
From the English "fable"
i.
خرافة، بهتان
yalan,
palavra,
martaval
From the English "story"
i.,i.
قصة ملفقة
 خرج الأولاد الأشقياء بقصة ملفقة أخبروها لوالديهم.
hileli,
yalan,
sahte
From the English "fraudulent"
s.,s.,s.
احتياليّ
asılsızlık,
sahtelik,
yalan
From the English "falseness"
i.,i.,i.
زُور، كذب
aldatma,
yalan
From the English "deceit"
i.,i.
كذبة
  خدعة
 شعرت أغاثا بالذنب لأنها لم تكن صادقة عندما سألها أين كانت، لكنها كانت كذبة صغيرة.
 Bu cümle, İngilizce cümlenin çevirisi değildir. فُضحت خدعتهم ولم يعد يثق بهم.
doğru olmayan,
yanlış,
gerçek olmayan,
uydurma,
yalan
From the English "untrue"
s.,s.
(beyan, vb.)غير صحيح، غير دقيق
 اعترفت كلارا أن أحد الأشياء التي ذكرتها غير صحيح.
uydurma,
düzmece,
yalan,
uyduruk
From the English "made up"
s.
مختلق، مفبرك
hile,
oyun,
yalan,
sahte/taklit şey
From the English "sham"
i.,i.,i.
خدعة، كذبة
 قال جيمس إنه مريض جدًّا ولا يستطيع الذهاب إلى العمل، لكن هذه كذبة. فقد أراد أن يغيب عن العمل ليذهب إلى الشاطئ.
(söz,
vb.) saçma,
yalan,
zırva
From the English "bullshit"
s.
(argo)سخيف
 هل تصدق تلك القصة السخيفة عن تنكر كائنات فضائية بشكل بشر؟
(tartışma) boş,
sahte,
yalan,
aldatıcı
From the English "hollow"
s.,s.
 (مجازي)فارغ
  لا معنى
 بما أن الجائرة لم تكن إلا المزيد من العمل فبدا الانتصار فارغًا.
uydurma,
atma,
yalan,
yaratma
From the English "invention"
i.,i.
تلفيق، فبركة
 يبدو أن كل ما قالته لنا الآن هو فبركات.
uydurma,
yalan
From the English "confection"
i.
(mecazlı)مصطنع
  تلفيق
doğru olmayan şey,
palavra,
yalan
From the English "bunk"
i.
سخافة، هراء

WordReference Türkçe-Arapça Virtual Dictionary © 2026:

Bileşik Şekiller:
TürkçeArapça
yalan söyleyen,
yalancı
From the English "lying"
s.,s.
كاذب
 يجب معاقبة الأولاد الكاذبين.
yalan bir şekilde,
yalan yere,
asılsız olarak
From the English "falsely"
z.
باطلاً، زورًا
küçük/zararsız yalanFrom the English "fib" i. (صغيرة)أكذوبة
uydurma haber,
yalan haber
From the English "canard"
i.
إشاعة كاذبة، قصة كاذبة
yalan yere yemin etme,
yalancı şahitlik,
yalancı tanıklık
From the English "perjury"
i.,i.
(hukuk)قسم كاذب، حنث باليمين، شهادة زور، شهادة كذب
yalan makinası,
poligraf
From the English "polygraph"
i.
جهاز كشف الكذب
yalan haberFrom the English "misinformation" i.معلومات كاذبة، معلومات مضللة
yanlış ifade,
yanıltıcı beyan,
yalan beyan
From the English "misstatement"
i.,i.,i.
بيان كاذب، تقرير غير واضح، بيان غير صريح
sürekli yalan söyleyen kimse,
iflah olmaz yalancı
From the English "pathological liar"
i.
مصاب بمرض الكذب
masum yalan,
beyaz yalan
From the English "white lie"
i.,i.
كذبة بيضاء
yalan haber,
uydurulmuş haber
From the English "fake news"
i.,i.
أخبار مزيفة
doğruyu söylememek,
yalan söylemek,
kaçamak cevap vermek
From the English "prevaricate"
f.,f.,f.
يراوغ، يلفّ ويدور، يتهرّب من قول الحقيقة
yeminliyken yalan söylemek,
yalan yere yemin etmek
From the English "perjure yourself"
f.,f.
يخون القسم
yalan söyleme,
yalancılık
From the English "lying"
i.
كذب
 الكذب في المحكمة مخالف للقانون.
(suçu başkasına atmak için) düzen/tuzak kurma,
yalan yere suçlama/suçlu gösterme
From the English "framing"
i.,i.
(argo)تلفيق تهمة
yalan söylemek,
yalan uydurmak,
yalan atmak
From the English "lie"
f.,f.
يكذب
 Cuma gecesi nerede olduğuna dair anne ve babasına yalan söyledi.
 كذبت على والديها بشأن المكان الذي ذهبت إليه ليلة الجمعة.
yalan söylemek,
uydurmak,
atmak
From the English "fib"
geçişsiz f.
 (أكذوبة صغيرة)يكذب
hile ile,
yalan bir şekilde,
kötü niyetle,
art niyetle
From the English "wrongly"
z.,z.,z.
بهتانًا، زورًا
yalan söyleyen kimse,
yalancı,
palavracı
From the English "storyteller"
i.
(resmi olmayan dil)كذاب
 لطالما كانت كذابة منذ طفولتها.
kuyruklu yalanFrom the English "whopper" i. (argo)كذبة كبيرة
hikaye uydurmak,
yalan uydurmak,
yalan konuşmak
From the English "fable"
f.,f.
يختلق
yalan söylemek,
yalan uydurmak
From the English "fable"
f.,f.
(bir şey hakkında)يختلق قصصًا عن شيء
yalan söylemek,
saçmalamak
From the English "bullshit"
f.,f.
(birisine)يستغبي
  يحدّث شخصًا بكلامٍ فارغ
  يكذب على شخص
 لا تستغبِني! أعرف ما حدث بالفعل.
yalan (ifade)From the English "dishonest" s.كاذب، غير صادق، غير صحيح
 كان وصف الأولاد لما رأوه كاذبًا.
  • Go to Preferences page and choose from different actions for taps or mouse clicks.
"yalan" için Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | Portekizce | İtalyanca | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Polonyaca | Romence | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | İngilizce

Reklamlar
Reklamlar
Uygunsuz bir reklamı rapor et.
WordReference.com
WORD OF THE DAY
GET THE DAILY EMAIL!