WordReference Türkçe-Arapça Virtual Dictionary © 2026:

Temel Çeviriler
TürkçeArapça
hakim,
yargıç
From the English "justice"
i.,i.
قاضٍ
 استمع القاضي براون إلى قصّة المدَّعي.
hakimFrom the English "in control" s. (konuya, vb.)متمكّن
  مسيطر على الوضع
hakimFrom the English "in control" s. (bir şeye)متحكم في/بشيء
hakim,
yargıç
From the English "judge"
i.
قاضٍ
 Davada hakimin (or: yargıcın) vereceği kararı beklememiz gerekiyor.
 Bu cümle, İngilizce cümlenin çevirisi değildir. كانت هي القاضي في المحاكمة التي بُثت مؤخرًا عبر شاشة التلفاز.
hakim,
hükümdar
From the English "lord"
i.
(mecazlı) (مجازي)سيد
  حاكم
hakim,
başta gelen,
egemen
From the English "prevailing"
s.
سائد
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
TürkçeArapça
hakim,
yargıç
From the English "beak"
i.
قاضٍ
yöneten,
egemen,
hakim
From the English "ruling"
s.,s.,s.
حاكِم، مُسَيْطِر
 تهدّد الخلافاتُ داخل الائتلاف الحاكم بإسقاط الحكومة.
yargıç,
hakim
From the English "recorder"
i.,i.
 (من أنواع القضاة في بريطانيا)قاضٍ بدوام جزئيّ
 أثار قرار القاضي ردود فعل.
üstün,
hükmeden,
hakim,
baskın,
dominant
From the English "dominant"
s.,s.
(kişi)مسيطر، مهيمن
ağır basan,
baskın,
hakim olan,
hakim
From the English "predominant"
s.,s.
بارز، أهمّ
hakimlerle ilgili,
hakim
From the English "judiciary"
s.,isim s.
 (مرتبط بالقضاة)قضائيّ

WordReference Türkçe-Arapça Virtual Dictionary © 2026:

Bileşik Şekiller:
TürkçeArapça
sakinleşmek,
sakin olmak,
kendine hakim olmak
From the English "get a grip"
geçişsiz f.,geçişsiz f.,f.
يتمالك نفسه
dizginlemek,
frenlemek,
kendine hakim olmak
From the English "restrain"
geçişli f.,geçişli f.,f.
يضبط نفسه
 كانت هيلينا تريد قطعة دونات أخرى، لكنها ضبطت نفسها لكيلا تبدو قليلة التهذيب.
en sık,
yaygın,
hakim olan
From the English "prevailing"
s.,s.,s.
سائد
(hâkim tarafından verilen) karar,
mahkeme kararı
From the English "ruling"
i.
حُكْم، قرار مَحكمة
 لم يوافق المتهم على حكم القاضي.
hakim tokmağıFrom the English "gavel" i.مطرقة القاضي
ölçülü olma,
aşırıya kaçmama,
ölçüyü aşmama,
ölçülülük,
ılımlılık,
kendine hakim olma,
nefse hakimiyet
From the English "temperance"
i.,i.,i.
الاعتدال
kendine hakim olma,
özdenetim
From the English "self-control"
i.,i.
ضبط النفس، تمالك النفس
üstün gelmek,
galip olmak,
hakim olmak
From the English "predominate"
geçişsiz f.,geçişsiz f.,geçişsiz f.
يسود، يغلب، يسيطر
iyice öğrenmek,
-e hakim olmak
From the English "conquer"
geçişli f.,f.
يُتقن شيئًا
 استطاع ليو أخيرًا أن يُتقن عزف المقطوعة الصعبة على البيانو بعد أشهر من التمرين.
hakim olmak,
egemen olmak,
hükmetmek,
idaresi/kontrolü altına almak
From the English "dominate"
geçişli f.,geçişli f.
يسيطر على شخص/شيء، يتحكم في/بشخص/بشيء
 يتحكّم المتنمِّر بالأولاد الآخرين في الملعب. // كان الأمر شاقًّا، غير أن باري تمكّن من السيطرة على مشاعره.
(inançları,
vb.) etkilemek,
etkili olmak,
egemen/hakim olmak
From the English "hold sway"
f.,f.
يسيطر، يتحكم
kendine gel,
kendine hakim ol,
topla kendini
From the English "pull yourself together"
ünl.,ünl.,ünl.
تمالك نفسك!
kendine hakim olma,
kendini dizginleme,
kontrol
From the English "control"
i.,i.,i.
ضبط النفس
 أبدى الشاهد قدرًا كبيرًا من ضبط النفس تحت الاستجواب المضاد.
disiplin,
kendine hakim olma
From the English "discipline"
i.
ضبط نفس
 أعربت ويندي عن ضبط كبير للنفس حين رفضت الأكل من قالب الشوكولاتة هذا.
kendini tutma,
kendine hakim olma
From the English "inhibition"
i.
ضبط النفس
tek tip görüşün hakim olduğu ortamFrom the English "echo chamber" i.أفكار مكررة
kendine hakim olmaFrom the English "stiff upper lip" i.تحفظ، اعتدال
tam olarak öğrenmek,
iyice öğrenmek,
-e hakim olmak
From the English "come to grips with"
f.,f.
يتقن شيئًا، يبرع في شيء
(fikir,
vb.) hakim olmak
From the English "permeate"
f.
 (مجازي)يتغلغل في شيء
hâkim cüppesiFrom the English "robe" i.جبة القاضي
 دخلت القاضية قاعة المحكمة مرتديةً جبّتها.
hakim kararı,
hüküm
From the English "judgment"
i.,i.
 (من قاضٍ)حُكم
 علا التصفيق في قاعة المحكمة بعد سماع الحُكم.
ağır basmak,
hakim olmak,
çok sayıda bulunmak
From the English "dominate"
f.,f.
يكثر
  يطغى
 قلما يتساقط المطر في هذه المنطقة، لذا تكثر النباتات الصحراوية فيها.
 Bu cümle, İngilizce cümlenin çevirisi değildir. يطغى الفساد في المؤسسات الحكومية في هذا البلد.
kendine hakimFrom the English "continent" s.ضابط للنفس
hakim kürsüsü,
yargıç kürsüsü
From the English "bench"
i.
منصة القاضي
 وقف الجميع عندما دخل القاضي إلى قاعة المحكمة وجلس عند منصة القاضي.
kontrol etmek,
-e hakim olmak
From the English "tame"
geçişli f.,f.
(his)يضبط شيئًا
 تمكنت رايتشل أخيرًا من ضبط غضبها، وتصرَّفت بلباقة مع حماتها.
hakim olmakFrom the English "possess" f. (his, duygu)يستحوذ على شخص، يستولي على شخص
 استولى على مارثا غضب شديد.
duygularına hakimFrom the English "in control" s.ضابط لنفسه، ضابط لمشاعره
kendine hakim olmak,
displine etmek
From the English "discipline"
f.
تدريب، تمرين
 قضاء ما لا يقل عن ساعتين باليوم في الكتابة هو تدريب جيد لمن يرغب أن يصير مؤلفًا.
ele geçirmek,
tekeline almak,
hakim olmak
From the English "corner"
geçişli f.,geçişli f.,f.
(piyasayı)يحتكر شيئًا
 احتكرَت إلى حدّ ما سوق الذهب.
hakim olmak,
başa çıkmak
From the English "master"
f.,f.
(mecazlı)يسيطر على شيء، يضبط شيئًا
 إن أراد أن يُحمل محمل الجدّ في عالم الأعمال، فعليه أن يضبط انفعالاته.
hakim odasıFrom the English "camera" i.غرفة
kendini toplamak,
kendine hakim olmak
From the English "breathe"
f.,f.
يتنفس بعمق، يتمالك نفسه
kendine hakim olmak,
kendini tutmak
From the English "control"
f.,f.
يضبط نفسه، يحافظ على رباطة جأشه
  • Go to Preferences page and choose from different actions for taps or mouse clicks.
"hakim" için Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | Portekizce | İtalyanca | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Polonyaca | Romence | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | İngilizce

Reklamlar
Reklamlar
Uygunsuz bir reklamı rapor et.
WordReference.com
WORD OF THE DAY
GET THE DAILY EMAIL!