WordReference Türkçe-Arapça Virtual Dictionary © 2026:

Temel Çeviriler
TürkçeArapça
zamanFrom the English "occasion" i.مرة
 وصل جون عدة مرات إلى العمل متأخرًا.
zamanFrom the English "clock" i. (mecazlı) (مجازي)عقارب الساعة
 لا يمكنك إرجاع عقارب الساعة، فالزمن يجري إلى الأمام.
zamanFrom the English "time" i.وقت
 هل عندك وقت للتكلم؟
zamanFrom the English "time" i. (durum anlamında)وقت
 حان وقت الاحتفال! فلنستعدّ للرقص!
zaman,
zaman çizelgesi
From the English "time"
i.,i.
وقت، موعد
 لنرتّب موعدًا نلتقي فيه. // يرجى مراجعة جداول المواعيد المعدّلة لمعرفة أوقات الانطلاق الجديدة.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
TürkçeArapça
zamanFrom the English "time" s. (zamanla ilgili)زمنيّ، زمن
 تتناول رواية الخيال العملي هذه مفارقة زمنية.
zaman,
-inde,
-ında
From the English "once"
z.,sonek
حالما
zaman,
saat
From the English "when"
i.,i.
وقت
zaman,
vakit
From the English "time"
i.
وقت
  زمن، زمان
 Yaşlanınca, zamanın daha çabuk geçtiği hissediliyor.
 يمر الوقت بسرعة عندما تكبر في السن.
zaman,
kip
From the English "tense"
i.
(dilbilgisi) (في النحو)صيغة الفعل، زمان الفعل
 استعمال صيغة الفعل الصحيحة يساعد الناس على فهم ما تقوله.
zaman,
süre
From the English "distance"
i.
 (لقياس الزمن)مسافة
süre,
zaman
From the English "timespan"
i.,i.
فترة، وقت، مهلة
saat,
zaman
From the English "hour"
i.,i.
ساعة، وقت
 في أي ساعة تتوقع وصوله؟
an,
zaman
From the English "moment"
i.
لحظة
 Kennedy vurulduğu zaman neredeydiniz?
 أين كنت في اللحظة التي سمعت فيها أن كنيدي تعرّض لإطلاق نار؟
devir,
zaman,
çağ,
dönem
From the English "era"
i.
عصر، عهد
 أمل المتمردون أن يدخل بلدهم بعد الثورة في عصر جديد من السلام والازدهار.
(ara) müddet,
süre,
zaman
From the English "interval"
i.
فترة، فترة فاصلة

WordReference Türkçe-Arapça Virtual Dictionary © 2026:

Bileşik Şekiller:
TürkçeArapça
bazen,
ara sıra,
arada bir,
zaman zaman
From the English "from time to time"
z.,z.,z.,z.
من حين لآخر
derhal,
hemen,
zaman kaybetmeden
From the English "straight away"
z.,z.,z.
فورًا، حالاً
geçmiş,
eski zaman
From the English "yore"
i.,i.
الأيام الخوالي
süre,
zaman süreci
From the English "time span"
i.,i.
مدة زمنية، فترة زمنية
zamanlama,
zaman çizelgelemesi
From the English "scheduling"
i.,i.
إعداد جدول زمني
  جدول أعمال، جدول دراسي
  قائمة، لائحة
ajanda,
zaman çizelgesi
From the English "diary"
i.,i.
دفتر مواعيد
 لا بد أن المديرة قادرة على مقابلتك الأسبوع المقبل، سأتحقق من دفتر مواعيدها لأرى متى لا تكون مشغولة.
geçiştirmek,
oyalamaya çalışmak,
zaman kazanmaya çalışmak
From the English "stall"
f.,f.,f.
يماطل
 يقول جيمس إنه لا يستطيع إرسال التقرير الآن لأن الإنترنت معطل، ولكن أعتقد أنه يماطل لأنه لم يُنْهِه بعد.
oyalanmak,
ağırdan almak,
zaman kaybetmek
From the English "delay"
f.,f.,f.
يضيع الوقت، يتلكأ
ertelemek,
zaman vermek,
süre tanımak,
tecil etmek
From the English "respite"
f.,f.,f.,f.
 (التزامًا أو عقوبة)يؤخّر، يؤجّل
aradaki,
arada geçen (zaman)
From the English "intermediate"
s.
أثناء، غضون
  متوسِّط
 في غضون ذلك، اشترى جو غداءً.
 Bu cümle, İngilizce cümlenin çevirisi değildir. بلغنا المرحلة المتوسطة من المشروع.
zahmete/uğraşmaya değer,
zaman harcamaya değer,
faydalı/değerli
From the English "worthwhile"
s.,s.,s.
مستحق الجهد، يستحق التعب
 التعليم مهنة تستحقّ التعب المبذول لأجلها.
kısıtlı,
sınırlı,
zaman sınırı olan
From the English "time bound"
s.,s.
(zaman)محدود الوقت
zaman alan,
vakit alan,
zaman alıcı,
vakit alıcı
From the English "time consuming"
s.,s.
يستغرق وقتًا طويلاً
eş zamanlı olmayan,
eş zamansız,
zaman uyumsuz
From the English "asynchronous"
s.,s.,s.
غير متزامن
hep,
her zaman
From the English "always"
z.
دائمًا، دومًا
 Doğumgünü partisine katılanlara her zaman teşekkür mektubu gönderir.
 تقوم دائمًا بإرسال بطاقات الشكر بعد عيد ميلادها.
(her) ne zaman ...ise,
-diğinde,
-diği zaman
From the English "whenever"
bağ.
في أي وقت
 Benim için sorun değil, ne zaman isterse (or: istediği zaman) beni arayabilir.
 لا مانع عندي من اتصاله بي في أي وقت.
ara sıra,
bazen,
zaman zaman,
arada sırada
From the English "occasionally"
z.
أحيانًا، من حين لآخر، من وقت لآخر
 ترى أليسون ستيفن من حين لآخر، وإنما ليس بقدر ما تريد.
her ne zaman,
ne zaman olursa
From the English "anytime"
z.
كلما
 كلما ذهب سام إلى المنتزه، رأى هناك حيّة أو حيّتين.
ara sıra,
arada bir,
ara ara,
zaman zaman
From the English "sporadically"
z.
أحيانًا، بين حين وآخر، بين الفينة والأخرى
uzun zaman önce,
çok zaman önce,
uzun bir süre önce,
çoktan
From the English "a long time ago"
z.,z.
قبل زمن طويل
her zamanki gibi,
her zaman olduğu gibi,
alışıldığı gibi
From the English "as usual"
كالمعتاد، كعادته
hiçbir zamanFrom the English "at no time" z.قط، مطلقًا
bazen,
zaman zaman,
ara sıra,
arada bir
From the English "at times"
z.
أحيانًا، في بعض الأحيان
zaman içerisinde,
zamanla
From the English "in the course of time"
z.,z.
بمرور الوقت
hayatımda hiç,
hiçbir zaman
From the English "never in my life"
قطعاً لم يحصل في حياتي
şimdi ve sonsuza dek,
her zaman
From the English "now and forever"
z.
إلى الأبد
bir zamanlar,
bir vakitler,
bir varmış bir yokmuş,
evvel zaman içinde,
eskiden,
vaktiyle,
vakti zamanında
From the English "once upon a time"
z.,z.
كان يا ما كان
ne zaman olursa,
her zaman
From the English "at any time"
z.,z.
في أي وقت
zaman içinde,
zamanla,
sonunda,
nihayet
From the English "in time"
z.,z.,z.
بمرور الوقت، على مرّ الوقت
uzun zaman önce,
çok eskiden
From the English "long ago"
z.,z.
منذ زمن بعيد، قبل وقت طويل
uzun zaman önce,
eskiye
From the English "way back"
z.,z.
قبل وقت طويل
her zaman,
ne zaman olursa,
ne zaman istersen
From the English "any time"
z.,z.,z.
في أي وقت
her zaman olduğu gibi,
her zamanki gibi
From the English "as ever"
z.
كما هو الحال دومًا، كالعادة
o zaman bileFrom the English "even then" z.حتى في ذلك الوقت
  حتى في ذلك العمر
ara sıra,
arada sırada,
arada bir,
zaman zaman
From the English "every so often"
z.,z.,z.
أحيانًا، من حين لآخر
ara sıra,
arada sırada,
bazen,
zaman zaman
From the English "now and again"
z.,z.,z.
أحيانًا
zaman içinde,
zamanla
From the English "over time"
z.,z.
تدريجيًّا، على مر الوقت
kısa zaman öncesine kadar,
bu zamana dek
From the English "until recently"
z.,z.
حتى عهد قريب
neredeyse her zaman,
neredeyse hep,
hemen hemen her zaman
From the English "almost always"
z.,z.,z.
بشكل شبه دائم
o zamana kadar,
o zaman
From the English "by that time"
z.,z.
(geçmiş)بحلول ذلك الوقت
ara sıra,
arada sırada,
zaman zaman
From the English "on occasion"
z.,z.
من حين إلى آخر
yıllar sonra,
seneler sonra,
uzun bir zaman geçtikten sonra
From the English "years later"
z.,z.
بعد سنوات
 بعد سنوات، عادت روزا إلى قريتها.
müsait olduğunda,
müsait olduğunuzda,
sizce/sence ne zaman uygunsa
From the English "at your convenience"
z.,z.
حسب ما يلائمك
  على راحتك
saat kaçta,
ne zaman
From the English "what time?"
ünl.,ünl.
متى؟، في أية ساعة؟
kendini çok fazla zorlamak,
hadi buyur/yap o zaman
From the English "knock yourself out"
f.,ünl.
 (بمعنى افعل ذلك)تفضَّل
o zaman başka,
o başka mesele
From the English "that's a different story"
هذا أمر مختلف، هذه قصة أخرى، هذه قصة مختلفة
ملاحظة: قد تجد أقرب مرادف للتعبير الإنجليزي بالعامية نظرًا لاختلاف الأسلوب بين الفصحى والعامية.
zaman çok çabuk geçiyor,
zaman uçup gidiyor
From the English "time flies"
الوقت يمرّ بسرعة
görüşmeyeli uzun zaman oldu,
çoktandır görüşmedik,
yüzünü gören cennetlik
From the English "long time no see"
ünl.,ünl.,ünl.
لم أرك منذ فترة طويلة
(zaman içinde kazanılan) deneyim,
tecrübe
From the English "experience"
i.
تجربة، خبرة
 Deneyimlerimiz bize, müşterilerin kendilerine hatırlatma notu gönderilmedikçe ödeme yapmadıklarını göstermiştir.
 أعرف من التجربة أن الناس لا يدفعون ما لم نرسل لهم تذكيرات.
tarife,
zaman çizelgesi,
program
From the English "schedule"
i.
برنامج، جدول
 Trenler tarifeye uygun olarak işliyor.
 جدول القطار موجود على صفحة شركة السكة الحديدية.
yayın zamanı,
yayında olunan zaman
From the English "airtime"
i.
 (الإذاعي أو التلفزيوني)فترة البث
zaman hakemi,
saat hakemi,
süreyi tutan kimse
From the English "timekeeper"
i.,i.
(spor)ميقاتيّ، ضابط الوقت، مسجِّل الوقت
geçmiş,
geçmiş zaman
From the English "yesteryear"
i.
الماضي، القديم
zaman dizin,
zaman dizini,
tarihsel sıralama,
kronoloji
From the English "chronology"
i.,i.,i.
ترتيب زمني، تسلسل زمني
çok uzun zamanFrom the English "eon" i.عصر، دهر
geçmiş zaman kipiFrom the English "preterite" i.حالة الفعل الماضي
kötü zamanFrom the English "bad time" i.وقت غير ملائم
hoşça vakit,
hoşça zaman
From the English "lovely time"
i.
وقت ممتع
kötü gün,
kara gün,
sıkıntılı zaman
From the English "rainy day"
i.
(mecazlı)يوم شدة، يوم أسود
zaman süreciFrom the English "stretch of time" i.مدة
  • Go to Preferences page and choose from different actions for taps or mouse clicks.
"zaman" için Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | Portekizce | İtalyanca | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Polonyaca | Romence | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | İngilizce

Reklamlar
Reklamlar
Uygunsuz bir reklamı rapor et.
WordReference.com
WORD OF THE DAY
GET THE DAILY EMAIL!