WordReference Türkçe-Arapça Virtual Dictionary © 2026:

Temel Çeviriler
TürkçeArapça
tekFrom the English "odd" s. (sayı: 3, 5,7, vb.) (عدد غير زوجيّ: 3، 5، 9...)فرديّ
 5181 tek sayıdır.
 5181 هو عدد فرديّ.
tek,
üniter
From the English "unitary"
s.,s.
وحدويّ، موحَّد
tek,
ıssız
From the English "lone"
s.,s.
وحيد
tek,
emsalsiz,
özgün
From the English "unique"
s.,s.,s.
فريد، وحيد
 هذه الرسوم الكهفية فريدة من نوعها، إذ لم يُعثر على ما يشبهها في أي مكان من العالم.
tekFrom the English "singleton" i. (شيء ليس ضمن مجموعة)منفرد
tek,
biricik
From the English "only"
s.,s.
وحيد
 Sınıfın tek kızıl saçlısıydı.
 كانت الوحيدة في الصف بشعر أحمر.
tekFrom the English "one" s.الوحيد
 مديري هو الشخص الوحيد القادر على تشغيل هذا النظام.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
TürkçeArapça
tekFrom the English "only" s. (kardeşsiz çocuk)وحيد
tekFrom the English "lone" s.عازب، أعزب
tekFrom the English "single" i.منفرد، وحيد
tek,
bir,
bir tane,
tek,
yegâne
From the English "single"
s.,s.
واحد
 Bir şişe bira kalmış. Kim istiyor?
 بقيت هناك زجاجة بيرة واحدة. من يريدها؟
tek,
biricik,
yegâne
From the English "sole"
s.
وحيد
 الشوكولاتة هي متعتي الوحيدة في الحياة. // ابن نانسي هو المستفيد الوحيد من وصيتها.
tek,
yegâne
From the English "exclusive"
s.
ثنائي
  ثلاثي
  خاص
tek,
bir tek
From the English "lonesome"
s.
موحش
  وحيدًا
tek,
bir
From the English "solitary"
s.
منفرد، مفرد
tek,
yegane
From the English "only"
s.
(en iyi anlamında)وحيد
 الجينز المنخفض الخصر هو الطراز الوحيد الذي يحلو ارتداؤه هذه الأيام.
eşsiz,
rakipsiz,
tek,
biricik
From the English "the one and only"
s.,s.,s.,s.
الوحيد
  الحب الوحيد
  (دين)الواحد الأحد
tekli,
mono,
tek
From the English "mono"
s.,s.,s.
مفرد، واحد
özel,
tek,
yegane
From the English "sole"
s.,s.,s.
حصري
 تملك هذه الشركة الحقوق الحصرية لهذه العلامة التجارية.
katışıksız,
tek
From the English "solid"
s.,s.
(renk) (لون لا يخالطه لون آخر)وحيد
birleşik,
birleşmiş,
tek
From the English "single"
s.,s.
واحد، متّحد
 اندمجت الشركتان وصارتا شركة كبرى واحدة.

WordReference Türkçe-Arapça Virtual Dictionary © 2026:

Bileşik Şekiller:
TürkçeArapça
özünde,
tek başına,
kendi başına,
aslında
From the English "per se"
z.,z.,z.,z.
بحد ذاته
yekpare,
tek biçimli,
tek şekilli,
tek parça
From the English "monolithic"
s.,s.,s.
أحاديّ، أحاديّ الكيان
kimsesiz,
tek başına,
terk edilmiş
From the English "high and dry"
s.,s.,s.
متخلى عنه
sadece,
-den başka hiçbir şey,
yalnız,
yalnızca,
bir tek
From the English "nothing but"
z.,z.,z.
ليس إلا، لا... إلا
eşsizlik,
tek olma,
görülmemişlik,
tekillik
From the English "singularity"
i.,i.,i.,i.
تفرُّد، تميُّز
benzersizlik,
tek olma,
vahdet
From the English "uniqueness"
i.,i.,i.
تميُّز، أصالة، تفرُّد، فرادة
protist,
tek hücreli canlı
From the English "protist"
i.,i.
(biyoloji) (في علم الأحياء)أوَّلانيّ
benzersiz,
emsalsiz,
eşsiz,
türünün tek örneği
From the English "one-of-a-kind"
s.,s.,s.,s.
فريد من نوعه
mono,
tek ses
From the English "mono"
i.,i.
صوت أحاديّ
basmakalıp,
tek tip
From the English "cookie cutter"
s.,s.
(mecazlı)على الطراز الشائع، متشابه
  كغيره
mermi,
tek atım
From the English "round"
i.
طلقة، رصاصة
solo,
tek başına yapılan
From the English "solo"
s.,s.
(konser, vb.)منفرد
tek renkli,
düz renkli
From the English "self-colored"
s.,s.
بلون واحد، أحاديّ اللون
kullandıktan sonra atılabilen,
tek kullanımlık,
elden çıkarılabilir olan
From the English "disposable"
s.,s.,s.
للاستعمال مرة واحدة
 نضع دائمًا صحونًا وأكوابًا للاستعمال مرة واحدة عند إقامة حفلة، فهذا ما يجعل التنظيف أسهل بعدها.
yalnız,
tek başına,
kendi başına
From the English "solitary"
s.
وحيد
  وحيدًا، بمفرده
tek eşliFrom the English "monogamous" s. (في الجنس)مخلص لشريك واحد
tek taraflı,
tek yanlı
From the English "unilateral"
s.,s.
من جانب واحد
tek dilliFrom the English "monolingual" s. (tek bir dil konuşan) (مرتبط بالتكلم بلغة واحدة فقط)أحاديّ اللغة
tek heceliFrom the English "monosyllabic" s. (sözcük) (بمقطع لفظي واحد)أحادي المقطع
yalnız,
yalnızca,
sadece (tek bir amaçla),
bu kadar basit
From the English "pure and simple"
بكل بساطة
 مصرفيو وول ستريت هؤلاء هم بكل بساطة محتالون.
tek yönlüFrom the English "one-way" s. (yol)اتجاه واحد
tek başına yapılan,
tek kişinin işi olan,
yardımcısız
From the English "single-handed"
s.,s.,s.
 (يقوم به الشخص وحده)منفرد
çok ender,
seyrek,
tek tük
From the English "few and far between"
s.,s.,s.
نادر الوجود
  شحيح
tek tek,
teker teker,
ayrı ayrı,
bir bir,
birer birer
From the English "singly"
z.,z.
منفردًا
tek kelimeyle,
kısaca,
kısacası,
sözün kısası,
hülasa
From the English "in a word"
z.,z.
باختصار
tek tarafta,
tek yanda
From the English "on one side"
z.
في جانب واحد
tek başıma,
yalnız başıma
From the English "on my own"
z.,z.
وحدي، بمفردي
tek başına,
yalnız
From the English "on your own"
z.,z.
وحده، بمفرده
tek duvarla birbirine bitişik müstakil ev,
ikiz villa
From the English "semi"
i.,i.
بيت ملاصق من جهة واحدة
yalnızlığı seven kimse,
tek başına yaşayan/münzevi kimse
From the English "loner"
i.,i.
وحداني
kadın mayosu,
tek parça mayo
From the English "swimsuit"
i.
ثوب سباحة
  (في بعض المناطق)مايوه
 ارتدت جولي ثوب السباحة وأسرعت إلى البحر.
tek boynuzlu atFrom the English "unicorn" i. (mitoloji)حصان بقرن، حصان أحادي القرن
tek parmaklı eldivenFrom the English "mitten" i. (من النوع الذي يجمع الأصابع)قفاز بدون أصابع
 أفضِّل القفازات بدون أصابع على القفازات العادية لأنها دافئة أكثر.
tek katlı ev,
bungalov
From the English "bungalow"
i.
بيت من طابق واحد
(jimnastikçilerin giydiği) vücuda oturan/tek parça giysiFrom the English "leotard" i.ليوتار، ثوب لاصق بالجسم
tek kişilik iskambil oyunuFrom the English "solitaire" i. (لعبة ورق شدّة)سوليتير
tek eşlilik,
monogami
From the English "monogamy"
i.,i.
ارتباط بشريك واحد
  زواج أحاديّ
tek ayak üzerinde dönme,
piruet
From the English "pirouette"
i.
(bale) (في الباليه)دوران على قدم واحدة
tek göz odaFrom the English "bedsit" i.غرفة مفروشة، شقة إستديو
tek raylı sistemFrom the English "monorail" i. (ulaşım aracı)خط حديدي أحادي السكة، "مونوريل"
tek çocukFrom the English "singleton" i. (ليس توأمًا)وليد فرديّ، وليد مفرد
tek tekerlekli bisikletFrom the English "unicycle" i.دراجة بعجلة واحدة، دراجة أحادية
atılabilir çocuk bezi,
tek kullanımlık bebek bezi
From the English "disposable diaper"
i.
فوط الأطفال
tek gidiş biletiFrom the English "one-way ticket" i.تذكرة ذهاب
tek başına yapılan uçuş,
solo uçuş
From the English "solo flight"
i.
طيران انفرادي
tek sayıFrom the English "odd number" i.عدد فرديّ
özel konuşma,
teke tek konuşma
From the English "one to one"
i.,i.
لقاء فردي
tek kişilik yatakFrom the English "single bed" i.سرير مفرد
stand up gösteri,
tek kişilik komedi gösterisi
From the English "stand-up comedy"
i.,i.
كوميديا مسرحية
bir gecelik ilişki,
tek gecelik ilişki
From the English "one-night stand"
i.,i.
مضاجعة لليلة واحدة، علاقة جنسية عابرة
tek çocuk,
ailenin tek çocuğu
From the English "only child"
i.
طفل وحيد
çocuğunu tek başına büyüten ebeveyn,
yalnız anne,
yalnız baba
From the English "single parent"
i.,i.,i.
أب بلا زوجة
  أمّ بلا زوج
tek kişilik odaFrom the English "single room" i. (otel)غرفة بسرير مفرد
tek kaşFrom the English "unibrow" i.التقاء الحاجبين، حاجبان ملتقيان
tüm malını mülkünü/parasını tek bir yere yatırmakFrom the English "put all your eggs in one basket" f.يعتمد على خطة واحدة
bağımsız çalışmak,
tek başına çalışmak
From the English "stand alone"
f.,f.
(yazılım)يعمل بشكل مستقلّ
tecrit etmek,
izole etmek,
tek başına bırakmak
From the English "isolate"
geçişli f.
يعزل شخصًا
 انتقل بول إلى مونتانا لأنه أراد أن ينعزل عن المجتمع. // إن عمل سيرينا من بيتها عزلها عن المجتمع.
tek elde toplamak,
merkezileştirmek
From the English "centralize"
geçişli f.,geçişli f.
(kontrol)يجعل شيئًا مركزيًّا
(sadece tek bir bölgeye,
vb.) sınırlamak,
hasretmek
From the English "restrict"
geçişli f.,f.
يحصر شيئًا في شيء، يجعل شيئًا مقتصرًا على شيء
 حصرت الحانة التدخين في الحديقة التابعة لها وطلبت من الزبائن عدم الدخول إلى الحانة بسجائر مشتعلة.
yalnız,
tek başına
From the English "isolated"
s.
(kişi) (شخص: شاعر بالوحدة)منعزل، معزول
 لا عجب أن يشعر المرء بأنه منعزل إن كان يعيش في مدينة كبيرة.
tek dilliFrom the English "monolingual" s. (belge, vb.) (بلغة واحدة)أحاديّ اللغة
 حاول تعلّم الإسبانية باستعمال قاموس أحاديّ اللغة.
tek parça taştan,
monolitik
From the English "monolithic"
s.,s.
مصنوع من حجر واحد
bir defalık,
tek seferlik,
bir defaya mahsus
From the English "one-off"
s.,s.,s.
وحيد
tek sıraFrom the English "in line" s. (tekerlekli paten)بخطّ واحد من العجلات
tek başına,
yalnız başına
From the English "alone"
z.
وحده
 Arabayı tek başıma yıkadım.
 غسلت السيارة وحدي.
tek tek,
teker teker
From the English "individually"
z.
كل بمفرده
yalnız başına,
tek başına
From the English "singly"
z.
على حدة
tek tük,
dağınık/düzensiz bir şekilde
From the English "sporadically"
z.,z.
في أماكن متفرقة
tam anlamıyla,
tamamen,
tümüyle,
tek kelimeyle,
düpedüz
From the English "royally"
z.,z.,z.,z.
بالكامل
tek bir yüzünde,
tek bir tarafında
From the English "on one side"
z.,z.
على سطح واحد، على جانب واحد
yalnızca,
sadece,
sade,
yalnız,
bir tek
From the English "only"
s.,s.
فقط، إلا
 حضر المأتم أعضاء العائلة فقط. // لا يُسمح لأحد بدخول هذه الغرفة إلا نحن.
tek başınaFrom the English "by itself" z.بدون شيء، لوحده، بلا زينة
tek başına,
yalnız başına
From the English "single-handed"
z.,z.
بدون مساعدة
  مُنفَرِد، بِمُفْرَدِه
kendi başına,
tek başına,
yardım almadan
From the English "on your own"
z.,z.,z.
بمفرده، بدون مساعدة أحد
bir çeşit tek katlı ev,
çiftlik evi
From the English "ranch"
i.,i.
 (في البناء والمعمار)منزل بطابق واحد
  ٍبيت مزرعة
ملاحظة: ملاحظة: هذه الترجمة لا تطابق التعبير الإنجليزي من حيث الأسلوب أو الاستخدام؛ بما أن اللغة الفصحى لا تستخدم إلا بسياقات معينة. ستكون الترجمة الأقرب باللغة العامية. هذه الترجمة هي أقرب ما هو ممكن بالفصحى.
 صار لاري كبيرًا في السن الآن، ولقد انتقل إلى منزل بطابق واحد؛ حتى لا يضطر إلى صعود أي درَج.
tek kişilik damaFrom the English "solitaire" i. (لعبة)لوحة سوليتير
tek başına kimse,
bir gruba dahil olmayan kimse
From the English "singleton"
i.,i.
 (شخص ليس ضمن مجموعة)فرد، منفرد
tek parça giysi,
tulum
From the English "all-in-one"
i.,i.
زي كامل
tek tip görüşün hakim olduğu ortamFrom the English "echo chamber" i.أفكار مكررة
  • Go to Preferences page and choose from different actions for taps or mouse clicks.
"tek" için Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | Portekizce | İtalyanca | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Polonyaca | Romence | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | İngilizce

Reklamlar
Reklamlar
Uygunsuz bir reklamı rapor et.
WordReference.com
WORD OF THE DAY
GET THE DAILY EMAIL!