|
|
Bu sözlük İngilizce=>Türkçe ve İngilizce=>Arapça sözlüklerinin birleştirilmesinden oluşturulmuş sanal bir sözlüktür. Sonuçların kalitesi diğer WordReference sözlükleri kadar yüksek olmayabilir. WordReference Türkçe-Arapça Virtual Dictionary © 2026: Bu sözlük İngilizce=>Türkçe ve İngilizce=>Arapça sözlüklerinin birleştirilmesinden oluşturulmuş sanal bir sözlüktür. Sonuçların kalitesi diğer WordReference sözlükleri kadar yüksek olmayabilir. | Temel Çeviriler |
rahatsızlık, dert, sıkıntıFrom the English "discomfort" i.,i.,i. | | عناء، مشقَّة |
| | بما أن إريكا تسافر كثيرًا، فقد اعتادت عناء الانتظار في المطار. |
| Ek Çeviriler |
| rahatsızlıkFrom the English "disease" i. | | مرض، علة |
rahatsızlık, sıkıntı, zahmetFrom the English "mischief" i.,i.,i. | | مشكلة، ورطة |
rahatsızlık, sıkıntıFrom the English "annoyance" i. | | انزعاج |
| | | امتعاض |
| | شعرت جوليا بانزعاج شديد من فظاظة عاملة الصندوق. |
rahatsızlık, huzursuzluk, endişe, kaygı, tedirginlikFrom the English "disquiet" i.,i. | | انزعاج |
| | | قلق |
| | | اضطراب |
rahatsızlık, sıkıntı, kargaşa, karışıklık, gerginlikFrom the English "stir" i.,i.,i. | (mecazlı) (مجازًا) | ضجة |
hastalık, rahatsızlıkFrom the English "disease" i.,i. | | مرض، داء |
| | قتل هذا المرض ثلاثة أشخاص الشهر الماضي. |
hınç, garez, kin, rahatsızlıkFrom the English "spite" i.,i.,i. | | نكاية |
| | لم تكن آنا بحاجة إلى السيارة، لكنها أخذتها نكايةً لأنها كانت تعلم أنك تريدها. |
sıkıntı, rahatsızlık, sinirlenme, kızmaFrom the English "vexation" i.,i.,i. | | إزعاج، إغاظة |
külfet, sıkıntı, rahatsızlık, zahmetFrom the English "inconvenience" i.,i.,i. | | إزعاج |
| | تسبَّبت أعمال صيانة الطرق بالإزعاج وبصرف مبالغ هائلة. |
tedirginlik, rahatsızlık, huzursuzlukFrom the English "unrest" i.,i. | | اضطراب، قلق |
| | سبّب لها الطلاق حالة قلق لم تكن مستعدة لها. |
sıkıntı, rahatsızlıkFrom the English "grief" i.,i. | | مشاكل |
| | قال بيتر للولد الصغير: أخبرني إذا سبب لك ذلك المتنمر أية مشاكل. |
huzursuzluk, rahatsızlıkFrom the English "restlessness" i.,i. | | تململ، ضجر |
| | | انزعاج |
hastalık, rahatsızlık, şikayetFrom the English "complaint" i.,i.,i. | | وعكة، مرض |
| | يعاني جدي مؤخرًا من وعكة في الصدر. |
hastalık, rahatsızlıkFrom the English "condition" i.,i. | | مرض، علة |
| | يعاني مرضًا في القلب. |
hastalık, rahatsızlık, illetFrom the English "illness" i. | | مرض |
| | (بليغ) | سقم، اعتلال |
| | كان مرض ينتشر في المدرسة، فقررت والدة غاري ألا ترسله إلى المدرسة لأسبوع. |
hastalık, rahatsızlıkFrom the English "ailment" i. | | مرض، داء |
| | جدة كيلي مصابة بمرض مجهول. |
zahmet, rahatsızlık, zararFrom the English "disadvantage" i.,i. | | شيء مزعج، أمر سلبيّ |
| | | عيب، مأخذ |
| | أحد الأمور السلبية بنظر الزبائن هو وجود دورة مياه واحدة فقط. |
endişe, kaygı, rahatsızlık, huzursuzlukFrom the English "inquietude" i.,i. | (edebi) | ارتباك، قلق، اضطراب |
sıkıntı, rahatsızlık, sinirlenme, sinir olma, gıcık olma, kıl olmaFrom the English "irritation" i.,i.,i. | | مصدر إزعاج |
hastalık, rahatsızlıkFrom the English "lurgy" i. | (grip, vb.) | وعكة |
keyifsizlik, kırıklık, rahatsızlıkFrom the English "malaise" i.,i. | | توعك، وعكة |
kargaşa, karışıklık, rahatsızlık, sorun, problemFrom the English "trouble" i.,i.,i. | | مشاكل |
| | أغلقت البلدية الحانة لأنه كانت تقع مشاكل دائمًا خارجه. |
hastalık, rahatsızlık, illetFrom the English "disorder" i. | (في الطب) | اضطراب |
| | أكّدت الفحوص نوع الاضطراب الذي يعاني منه المريض. |
hastalık, rahatsızlık, illetFrom the English "sickness" i.,i. | | مرض |
| | كل القرويين مصابون بمرض غريب. |
karışıklık, kargaşa, çalkalanma, rahatsızlık, huzursuzluk, sıkıntıFrom the English "turmoil" i.,i.,i. | | اضطراب |
WordReference Türkçe-Arapça Virtual Dictionary © 2026:
|
|