|
|
Bu sözlük İngilizce=>Türkçe ve İngilizce=>Arapça sözlüklerinin birleştirilmesinden oluşturulmuş sanal bir sözlüktür. Sonuçların kalitesi diğer WordReference sözlükleri kadar yüksek olmayabilir. WordReference Türkçe-Arapça Virtual Dictionary © 2026: Bu sözlük İngilizce=>Türkçe ve İngilizce=>Arapça sözlüklerinin birleştirilmesinden oluşturulmuş sanal bir sözlüktür. Sonuçların kalitesi diğer WordReference sözlükleri kadar yüksek olmayabilir. | Temel Çeviriler |
| kolFrom the English "arm" i. | | ذراع |
| | Tenis oynarken kolunu incitti. |
| | أصيبت ذراعه وهو يلعب التنس. |
| kolFrom the English "lever" i. | (kumanda, vites, vb.) | ذراع تحكم، مقبض تشغيل |
| | قلب توم ذراع التحكم لتشغيل الآلة. |
| kolFrom the English "handle" i. | (kapı, vb.) | مقبض |
| | Kapıyı açmak için kolu çevirdi. |
| | أدار المقبض ليفتح الباب. |
| kolFrom the English "arm" i. | (giysi) | كُمّ |
| | | ردن |
| | كان كُمّ القميص طويلاً جدًّا. |
| Ek Çeviriler |
| kolFrom the English "arm" i. | (makina) | ذراع |
| kolFrom the English "arm" i. | (ordu, vb., mecazlı) | فرع، شعبة، سلاح |
kol, çatal, bölüm, kısım, ayrımFrom the English "branch" i.,i.,i.,i. | (nehir) | تفرع، تشعب |
| kolFrom the English "leg" i. | (من دارة كهربائية) | مرحلة |
kol, krank, manivelaFrom the English "crank" i. | | ذراع تدوير |
| | أول سيارة اقتناها أبي كانت تُدار بذراع تدوير يدويّة. |
dal, şube, kolFrom the English "ramification" i.,i. | | تفرّع، تشعّب |
koltuk kolu, kolFrom the English "arm" i. | | يد |
| | يدا الكرسيّ مريحتان جدًّا. |
WordReference Türkçe-Arapça Virtual Dictionary © 2026: Bileşik Şekiller:
|
kontrolsüz, kontrol edilemeyen/sınır tanımayan, aşırı boyutlara varmış/alıp başını gitmiş, (hastalık, vb.) yaygın/kol gezen, (bitki, vb.) azgınFrom the English "rampant" s.,s.,s.,s. | | مستفحل، متفشّ |
| | إنّ استفحال المرض يثير قلق المسؤولين. |
| kol kolaFrom the English "arm in arm" z. | | متأبّطا الذراعين، متشابكا الذراعين |
giysi kolu, kol ağzıFrom the English "cuff" i.,i. | | سوار، طرف كمّ |
| | لفّ أندي طرفَي كمَّيه لكيلا يبتلّا. // تعمل خالتي في مصنع قمصان، وهي تخيِّط سوار القميص بالكمّ. |
| el/kol/vücut hareketiFrom the English "gesture" i. | | حركة، إشارة |
| | كان بول يقوم بحركات كثيرة وهو يتكلم، وفي بعض الأحيان كان ذلك مخيفًا نوعًا ما. |
| (vücuda eklemle bağlı uzuv) kol veya bacakFrom the English "limb" i. | | طرف |
| | كانت أطراف بن تؤلمه بعد التمارين التي قام بها أمس. |
| kol askısıFrom the English "sling" i. | | حمّالة كتف، حمّالة ذراع |
| | كسر أنطوني ذراعه وكان عليه أن يضع حمّالة كتف. |
çıtçıtlı bez bant, (giysi) bağlanacak uç, kol askısıFrom the English "tab" i.,i.,i. | (جيب) | غطاء، لسان |
| | كانت الجيوب مخفيَّة بألسنة يمكن تزيرها. |
(giysi) kol oyuntusu, kol eviFrom the English "armhole" i. | (ملابس) | فتحة الكمّ |
| kol saatiFrom the English "wristwatch" i. | | ساعة يد، ساعة معصم |
üst kol kemiği, humerusFrom the English "humerus" i.,i. | | عظم العضد |
| üst kolFrom the English "upper arm" i. | | عضد |
el kol hareketleri yapmak, el hareketleriyle konuşmakFrom the English "gesticulate" geçişsiz f.,geçişsiz f. | | يومئ، يشير بيديه |
ırmağa dökülen/karışan, kol (ırmak, nehir)From the English "tributary" s.,s. | (مضاف إليه) | رافدٍ، روافدَ |
| kol kolaFrom the English "arm in arm" z. | | متأبّطَين الذراعين، متشابكَين الذراعين |
| bir kol boyu uzaklıktaFrom the English "at arm's length" z. | | على مسافة ذراع |
yardımcı, sağ kolFrom the English "henchman" i. | | مساعد |
mimle anlatmak, el kol hareketleriyle/mimiklerle anlatmakFrom the English "mime" geçişli f. | | يقلد حركة شيء، يقوم بحركة شيء |
| el veya kol ile yapılan faulFrom the English "knock on" i. | (ragbi) (مخالفة في الرغبي) | يحرك الكرة إلى الأمام باليد |
kol ve bacaklar, ekstremiteFrom the English "extremity" i.,i. | (في الجسم) | طرف |
| kol işaretleriFrom the English "stripe" çoğ. i. | (askeri üniforma) (في شارة الرتبة) | أشرطة |
| | كانت أشرطة شارة الرقيب على كتفه. |
el kol hareketi yapmak, baş işareti yapmakFrom the English "motion" f.,f. | | يومئ |
| | لم يتفوه آدم بكلمة، بل أومأ فحسب. |
en güvenilir, sağ kolFrom the English "right hand" s.,i. | (yardımcı) | يد يمنى |
saat, kol saatiFrom the English "watch" i. | | ساعة، ساعة يد |
| | Saatim üçü gösteriyor. |
| | تشير ساعتي إلى الثالثة. |
çubuk, sırık, kol demiriFrom the English "bar" i. | | قضيب |
| | | عصا |
| | Kafasını metal çubuğa çarparak yaralandı. |
| | ⓘBu cümle, İngilizce cümlenin çevirisi değildir. استخدم قضيبًا معدنيًّا لتحطيم السيارات المركونة. |
el kol hareketi yapmak, jest yapmak, güzel harekette bulunmakFrom the English "gesture" geçişsiz f.,geçişsiz f. | | يشير، يدلّ |
| | دلّ راين نحو الحمّام ليقول إنه يريد أن يقضي حاجته. |
kol kadar, kol gibiFrom the English "as long as your arm" s. | (çok uzun) | طويل جدًّا، طويل للغاية |
kol gezmek, yayılmakFrom the English "stalk" f.,f. | | ينتشر في شيء، يعمّ في شيء |
|
|