|
|
Bu sözlük İngilizce=>Türkçe ve İngilizce=>Arapça sözlüklerinin birleştirilmesinden oluşturulmuş sanal bir sözlüktür. Sonuçların kalitesi diğer WordReference sözlükleri kadar yüksek olmayabilir. WordReference Türkçe-Arapça Virtual Dictionary © 2026: Bu sözlük İngilizce=>Türkçe ve İngilizce=>Arapça sözlüklerinin birleştirilmesinden oluşturulmuş sanal bir sözlüktür. Sonuçların kalitesi diğer WordReference sözlükleri kadar yüksek olmayabilir. | Temel Çeviriler |
elle, el ile, eldenFrom the English "by hand" z.,z. | | يدويًّا، باليد |
WordReference Türkçe-Arapça Virtual Dictionary © 2026: Bileşik Şekiller:
|
dağıtmak, elden ele dolaştırmakFrom the English "pass around" geçişli f.,geçişli f. | | يوزّع شيئًا |
bırakmak, elden çıkarmakFrom the English "part with" geçişli f.,geçişli f. | | يتخلى عن شيء، يترك شيئًا، يبتعد عن شيء، ينفصل عن شيء |
iletmek, yaymak, elden ele dolaştırmakFrom the English "pass along" geçişli f.,geçişli f.,geçişli f. | | يمرّر شيئًا، يدوّر شيئًا |
satma, elden çıkarmaFrom the English "divestiture" i.,i. | (mahkeme kararıyla) | تجريد من الملكية |
atmak, elden çıkarmakFrom the English "chuck away" f.,f. | | يرمي شيئًا، يتخلص من شيء |
kullandıktan sonra atılabilen, tek kullanımlık, elden çıkarılabilir olanFrom the English "disposable" s.,s.,s. | | للاستعمال مرة واحدة |
| | نضع دائمًا صحونًا وأكوابًا للاستعمال مرة واحدة عند إقامة حفلة، فهذا ما يجعل التنظيف أسهل بعدها. |
ikinci el, kullanılmış, elden düşme, kelepirFrom the English "secondhand" s.,s. | | مُستخدم، مُستعمل |
elden çıkarılamaz, devredilemez, temlik edilemez, elden alınamazFrom the English "inalienable" s.,s.,s. | | لا يجوز التصرف فيه |
| | | مُصان، مَصون |
kurmalı, elden kurmalı (saat, vb.)From the English "windup" s. | | ميكانيكي، أوتوماتيكي |
elden düşürülemeyen, çok sürükleyiciFrom the English "unputdownable" s.,s. | (kitap) | ممتع جدًّا، مستحوذ على الانتباه |
| | (مجازي) | لا تنزله من يدك |
elden çıkarma, atmaFrom the English "disposal" i. | | تخلُّص، رمي |
| | يمكن إيجاد قرارات المجلس المتعلقة بالتخلص من النفايات المنزلية في موقعهم على الإنترنت. |
ikinci elden satış, yeniden satış, tekrar satışFrom the English "resale" i.,i. | | إعادة بيع |
elden düşme giysiler, ikinci el giysilerFrom the English "secondhand clothes" çoğ i | | ملابس مستعملة |
| elden bir şey gelmemekFrom the English "can't be helped" f. | | لا مفر من ذلك |
çok yaşlanmış olmak, elden ayaktan düşmüş olmakFrom the English "over the hill" f.,f. | (kişi) | متقدّم في السنّ، متجاوز عمر الشباب |
| | | أكبر من أن... |
tümünü satmak, elden çıkarmakFrom the English "sell off" f. | | يبيع شيئًا |
| | ستبيع الشركة بعض موجوداتها لجمع المال. // إن كان يحتاج إلى المال، فعليه أن يبيع مجموعته من اللوحات. |
elden ele dolaşmak, paylaşılmakFrom the English "go around" geçişsiz f.,geçişsiz f. | | للجميع |
elden geçirmek, revizyondan geçirmekFrom the English "overhaul" geçişli f. | | يحدّث شيئًا، يجدّد شيئًا |
| | جدّدت المدرسة كامل منهاجها. |
elden ele geçirmek, dolaştırmakFrom the English "circulate" geçişli f. | | ينشر شيئًا، يتداول بشيء |
kullanılmış olarak, ikinci eldenFrom the English "secondhand" z.,z. | (سبق أن امتلكه واستعمله شخص آخر) | مستعمَل، مستخدَم |
| | | مملوك سابقا لشخص آخر |
| ملاحظة: قد تجد أقرب مرادف للتعبير الإنجليزي، بالعامية؛ نظرًا لاختلاف الأسلوب بين الفصحى والعامية. | | | بدَت بدلة ماسون جديدة، ولكنه اشتراها مستعمَلة. |
elden çıkarmak, vermekFrom the English "dispose of" geçişli f.,geçişli f. | | يتبرع بشيء، يهب شيئًا |
| elden çıkarmakFrom the English "sell out" f. | | يبيع شيئًا بأسعار مخفضة |
tasfiye etmek, elden çıkarmakFrom the English "divest" geçişli f. | | يبيع |
hızlı/süratli bir şekilde, süratle, hızla, çabucak, tez eldenFrom the English "swiftly" z.,z. | | بسرعة |
| | جرى الظبي بسرعة في الغابة. |
elden ele dolaşmak, elden ele gezmek, aktarılmakFrom the English "pass" geçişsiz f.,geçişsiz f. | | يمرَّر |
| | مُرّرت بطاقة عيد الميلاد من شخص إلى آخر. |
heba etmek, elden kaçırmak, ziyan etmekFrom the English "lose" geçişli f.,geçişli f.,geçişli f. | | يخسر، يفوّت |
elden ele geçirmek, dolaştırmak, dağıtmakFrom the English "pass" geçişli f.,geçişli f.,geçişli f. | | يوزّع، يمرّر |
ucuza satmak, elden çıkarmakFrom the English "remainder" geçişli f.,geçişli f. | (elde kalan bir şeyi) | يبيع شيئًا بخصم |
| hemen elden çıkarmakFrom the English "bang" geçişli f. | (hisse, vb.) | يبيع بهلع |
|
|