|
|
Bu sözlük İngilizce=>Türkçe ve İngilizce=>Arapça sözlüklerinin birleştirilmesinden oluşturulmuş sanal bir sözlüktür. Sonuçların kalitesi diğer WordReference sözlükleri kadar yüksek olmayabilir. WordReference Türkçe-Arapça Virtual Dictionary © 2026: Bu sözlük İngilizce=>Türkçe ve İngilizce=>Arapça sözlüklerinin birleştirilmesinden oluşturulmuş sanal bir sözlüktür. Sonuçların kalitesi diğer WordReference sözlükleri kadar yüksek olmayabilir. | Temel Çeviriler |
eksiklik, boşlukFrom the English "gap" i.,i. | | فراغ، فجوة |
| eksiklikFrom the English "void" i. | | ليس لديه، لا يملك |
eksiklik, sıkıntı, yoklukFrom the English "lack" i. | | نقص |
| | Bu kasabada yetenekli araba tamircisi sıkıntısı var. |
| | هناك نقص شديد في الميكانيكيين المهرة في هذه المدينة. |
eksiklik, noksanlık, kusurFrom the English "deficiency" i.,i. | | عجز، نقص، افتقار |
eksiklik, kusur, noksanlıkFrom the English "inadequacy" i. | | خلل، عيب، ضعف، نقص |
eksiklik, noksanlıkFrom the English "incompleteness" i. | | عدم اكتمال، نقص |
eksiklik, noksan, hata, yetersizlikFrom the English "shortcoming" i.,i.,i. | (plan, sistem, vb.) | عيب، موطن ضعف، خلل |
| | كانت عيوب هذا النظام واضحة لأعين الجميع. |
| Ek Çeviriler |
eksiklik, noksanlık, yoksunlukFrom the English "want" i.,i. | | عدم، نقص |
| | حين تصرّف جيريمي بعدم تهذيب وبّخته أمّه. |
eksiklik, noksanlık, yokluk, kıtlıkFrom the English "shortage" i.,i. | | نقص، عجز |
eksiklik, bilgi eksikliğiFrom the English "gap" i. | (mecazlı) (مجازي) | ثغرة، فجوة |
yokluk, kıtlık, eksiklikFrom the English "dearth" i.,i.,i. | | قلة، ندرة، نقص، افتقار |
kusurluluk, eksiklik, noksanlıkFrom the English "imperfection" i.,i. | | عدم الكمال، نقص |
kusur, zaaf, eksiklik, zayıf noktaFrom the English "failing" i.,i.,i.,i. | | عيب |
| | أكبر عيوب أغاثا هو أن ترفض السماع للنصيحة. |
kayıp, eksiklik, noksanFrom the English "minus" i.,i.,i. | | خسارة |
yetersizlik, eksiklik, noksanlık, darlıkFrom the English "shortness" i.,i.,i.,i. | | نَقْص |
yetersizlik, eksiklik, noksanlıkFrom the English "lameness" i.,i. | (مجازي) | نقص، عدم كفاية |
| ملاحظة: قد تجد أقرب مرادف للتعبير الإنجليزي بالعامية نظرًا لاختلاف الأسلوب بين الفصحى والعامية. | kusur, noksan, eksiklikFrom the English "defect" i. | | عيب |
| | | خلل |
| | لا بد من وجود عيب في شخصية وليم يجعله يكذب هكذا. |
| | ⓘBu cümle, İngilizce cümlenin çevirisi değildir. تسبَّب خلل بتعطُّل الآلة. |
kusur, hata, arıza, eksiklik, noksan, (giysi) defoFrom the English "flaw" i.,i.,i. | | خلل، عيب، علّة |
| | كان الحجر الكريم خاليًا من أي خلل. |
kıtlık, azlık, yetersizlik, eksiklik, noksanlıkFrom the English "poverty" i.,i.,i. | | عسر، قلة، شحّ |
| | كان المصمِّم يعاني من شحّ في الأفكار، فبدأ ينسخ أعمال غيره. |
kıtlık, eksiklikFrom the English "drought" i. | (mecazlı) | قلة |
|
|