|
|
Bu sözlük İngilizce=>Türkçe ve İngilizce=>Arapça sözlüklerinin birleştirilmesinden oluşturulmuş sanal bir sözlüktür. Sonuçların kalitesi diğer WordReference sözlükleri kadar yüksek olmayabilir. WordReference Türkçe-Arapça Virtual Dictionary © 2026: Bu sözlük İngilizce=>Türkçe ve İngilizce=>Arapça sözlüklerinin birleştirilmesinden oluşturulmuş sanal bir sözlüktür. Sonuçların kalitesi diğer WordReference sözlükleri kadar yüksek olmayabilir. | Temel Çeviriler |
| dostFrom the English "friendly" s. | (ateş, askeri) | صديق |
| | مات جنديّ بنيران صديقة حين حسبه جنود آخرون من العدوّ. |
| dostFrom the English "friend" i. | (düşman olmayan) | صديق |
| dostFrom the English "friend" i. | (ülke, vb.) | صديق |
dost, arkadaşFrom the English "companion" i. | | رفيق، صديق |
| | الرجلان صديقان من أيام الدراسة. |
dost, arkadaşFrom the English "comrade" i. | | رفيق، صديق |
dost, arkadaş, dostaneFrom the English "friendly" s.,s. | | متفق، على وفاق |
| | مع أني لا أعرفها جيدًا فنحن متفقان. |
| Ek Çeviriler |
dost, arkadaşFrom the English "dog" i. | (mecazlı) (تعبير تحبب) | صاح |
dost, can yoldaşıFrom the English "shadow" i. | (mecazlı) (مجازي) | خيال، ظل |
arkadaş, dostFrom the English "amigo" i.,i. | | صديق |
kanka, arkadaş, dostFrom the English "cuz" i.,i. | (argo) | صاح، صديق |
çevre, dost, arkadaşFrom the English "associate" i.,i. | | شريك |
| | تستجوب الشرطة شركاء المجرم بهدف العثور عليه. |
arkadaş, dostFrom the English "friend" i. | | صديق |
| | Birçok arkadaşı (or: dostu) var. |
| | عندها أصدقاء كثيرون. |
arkadaş, dost, ahbapFrom the English "buddy" i. | | صديق، رفيق |
| | هل تعرفت على صديقي كيفن؟ |
arkadaş, dostFrom the English "pal" i. | | صديق |
| | سيلتقي أدريان أصدقاءه في الحانة. |
arkadaş, dostFrom the English "chum" i. | | صاحب، صديق |
arkadaş, dost, yardımcıFrom the English "sidekick" i.,i. | (argo) | رفيق، مُرافق |
arkadaş, dostFrom the English "homey" i. | (argo) | رفيق، صديق |
yakın arkadaş, dost, aveneFrom the English "crony" i.,i. | | صديق، رفيق حميم |
arkadaş, dostFrom the English "matey" i. | | يا صاح |
ahbap, dost, arkadaşFrom the English "mate" i. | | صديق |
| | أتى "دان" صديق "توم" العزيز لزيارته. |
arkadaş, dostFrom the English "familiar" i. | | رفيق الساحرة |
| | غالبًا ما يُصوَّر الهر بأنه رفيق الساحرة. |
arkadaş, dost, ahbapFrom the English "bud" i. | | صديق |
WordReference Türkçe-Arapça Virtual Dictionary © 2026: Bileşik Şekiller:
|
sıcakkanlı, arkadaş canlısı, dost canlısıFrom the English "amiable" s. | | لطيف، ودود |
| | أنا متفاجئ بأنّك لم تعجبه، فلطالما عرفته لطيفًا جدًّا. |
arkadaş canlısı, dost canlısıFrom the English "amicable" s. | (kişi) | لطيف، ودود |
girgin, girişken, sokulgan, toplumcul, sosyal, arkadaş canlısı, dost canlısıFrom the English "sociable" s.,s. | (kişi) | اجتماعي النزعة، محب للاختلاط |
| | يبدو الجيران الجدد اجتماعيّون للغاية، أليس كذلك؟ |
arkadaş canlısı, dost canlısı, sempatik, cana yakınFrom the English "congenial" s.,s. | (kişi) | ودود |
çok samimi, ayrılmaz (dost)From the English "inseparable" s. | (لا ينفصل) | مترابط |
| | | ملتصق |
arkadaş canlısı, dost canlısı, sevimli, cana yakınFrom the English "affable" s.,s. | | دمث، ودود، لطيف |
yakın arkadaş, yakın dostFrom the English "close friend" i. | | صديق حميم |
en iyi arkadaş, en iyi dost, en yakın arkadaş, en yakın dostFrom the English "best friend" i.,i. | | صديق حميم، أعزّ صديق |
eski dost, kadim dostFrom the English "old friend" i.,i. | (صديق تعرفه من سنوات عديدة) | صديق قديم |
arkadaş olmak, dost olmakFrom the English "become friends" f.,f. | | يصبحوا أصدقاء |
| | في البداية كنا نكره بعضنا البعض ولكن مع الوقت أصبحنا أصدقاء. |
arkadaş olmak, dost olmakFrom the English "buddy up" f. | | يتصادق، يصيرون أصدقاء |
| | صار دان ومايك صديقين حين كانا يدرسان الحقوق في جامعة هارفرد. |
arkadaş olmak, dost olmak, arkadaşlık kurmak, dostluk kurmakFrom the English "befriend" f.,f. | | يصادق |
| | كنت أحاول أن أصادق الشاب الجديد في جوقتنا. |
arkadaş kazanmak, dost kazanmakFrom the English "win friends" f. | | يكتسب أصدقاءً |
arkadaşça ilişkiler içinde olmak, arası iyi olmak, dost olmakFrom the English "matey" f.,f.,f. | | وديّ |
arkadaş canlısı, dost canlısı, sıcakkanlı, cana yakınFrom the English "welcoming" s.,s.,s. | (kişi) | ودود |
| | كانت صاحبة نزل المبيت والإفطار امرأةً لطيفة وودودة. |
arkadaş canlısı, dost canlısı, sıcak, samimiFrom the English "friendly" s.,s. | | ودود مع شخص، لطيف مع شخص |
| | كانت لطيفه مع البنت الجديدة والتي قدّرت لطفها. |
| yardıma ihtiyacı olan dostFrom the English "friend in need" i. | | صديق محتاج |
| kendisiyle sürekli tartışmaya girilen arkadaş/dostFrom the English "sparring partner" i. | (شريك في المناظرات) | المناقِض، المجادل |
arkadaşlık etmek, dostluk etmek, arkadaş olmak, dost olmakFrom the English "friend" f.,f.,f.,f. | | يصادق شخصًا |
| | | يكونان صديقين |
| | ما زلنا أنا وشريك سكني في الجامعة صديقين، فنحن نتواصل بشكل منتظم. |
arkadaşlık kurmak, dostluk kurmak, arkadaş olmak, dost olmakFrom the English "make friends" f.,f. | | يصادق شخصًا |
arkadaş olmak, dost olmak, samimiyet kurmakFrom the English "buddy up" f.,f. | (birisiyle) | يصادق شخصًا، يصير صديق شخص |
(dost) yakın, candan, samimi, sıkı fıkı, içli dışlıFrom the English "intimate" s.,s. | | حميم، مقرَّب |
| | لم يكن لدى جن إلا القليل من الأصدقاء الأحمّاء. |
|
|