|
|
Bu sözlük İngilizce=>Türkçe ve İngilizce=>Arapça sözlüklerinin birleştirilmesinden oluşturulmuş sanal bir sözlüktür. Sonuçların kalitesi diğer WordReference sözlükleri kadar yüksek olmayabilir. WordReference Türkçe-Arapça Virtual Dictionary © 2026: Bu sözlük İngilizce=>Türkçe ve İngilizce=>Arapça sözlüklerinin birleştirilmesinden oluşturulmuş sanal bir sözlüktür. Sonuçların kalitesi diğer WordReference sözlükleri kadar yüksek olmayabilir. | Temel Çeviriler |
delil, kanıt, göstergeFrom the English "token" i.,i.,i. | | دليل |
delil, kanıtFrom the English "proof" i. | | برهان، دليل، إثبات |
| | Elindeki silahın dumanı hâlâ tütüyordu ve ihtiyacım olan tek delil de bu. |
| | كان يحمل مسدّسًا يتصاعد منه دخان، وهذا هو الدليل الذي أحتاج إليه. |
delil, kanıtFrom the English "testament" i. | | برهان، دليل |
| | رفاهيتنا دليل على قيمة العمل الجاد والادخار. |
| Ek Çeviriler |
delil, kanıtFrom the English "case" i. | | حجة |
ipucu, iz, kanıt, delilFrom the English "clue" i.,i.,i. | | خيط |
| | Dedektif ipucu arıyordu. |
| | بحث المحقق عن خيوط لحل اللغز. |
kanıt, delil, ispatFrom the English "evidence" i. | | دليل |
| | Parayı onun çaldığına dair elimde bazı deliller (or: kanıtlar) var, ancak tam olarak emin değilim. |
| | هناك أدلة على أنه سرق النقود، ولكنني لست متأكدًا من ذلك. |
kanıt, delilFrom the English "evidence" i. | (hukuk) | برهان، دليل |
| | لا يؤخذ بفحوص الحمض النووي كدليل. |
kanıt, delilFrom the English "testimony" s. | | شهادة، بينة، دليل، إثبات |
kanıt, delilFrom the English "tribute" i. | | شهادة، بيّنة، دليل |
| | أخلاقهم الطيبة دليل على حسن تنشئتهم. |
kanıt, delil, ispatFrom the English "demonstration" i.,i. | | إثبات، برهان |
| | شكّلت الأمثلة التي أوردها الفيلسوف برهانًا مقنعًا على صحة نظريته. |
WordReference Türkçe-Arapça Virtual Dictionary © 2026:
|
|