Bileşik Şekiller:
|
gerçekleşmek, başarılı olmak, sonuç vermekFrom the English "come to fruition" geçişsiz f.,geçişsiz f.,f. | (plan, vb.) | ينجح، يتحقق، يؤتي أُكله |
ilerlemek, başarılı olmakFrom the English "get on" f.,f. | | يتقدم |
kendini yetiştirmiş, kendi çabalarıyla başarılı olmuşFrom the English "self-made" s.,s. | | عصاميّ |
ilerlemeye/başarılı olmaya devam etmek, takma kafana, fazla düşünmeFrom the English "onward and upward" f.,ünl. | | في نجاح مستمر |
başarıyla, başarılı bir şekilde, iyi bir şekildeFrom the English "very well" z.,z. | | بإتقان شديد، بمهارة |
büyük başarıyla, çok başarılı bir şekildeFrom the English "with flying colors" z. | | ببراعة، بإمتياز |
| başarılı kimseFrom the English "achiever" i. | | ناجح، محقّق إنجازات |
| başarı/başarılı olmaFrom the English "succeeding" i. | | النجاح |
| başarılı kişiFrom the English "hotshot" i. | | شخصية ناجحة |
| çok başarılı kimseFrom the English "overachiever" i. | | المتفوّق |
iyi yapılan iş, başarılı işFrom the English "great work" i.,i. | | عمل ممتاز |
karlı işletme, başarılı işyeriFrom the English "going concern" i.,i. | | مؤسسة عاملة، مؤسسة ناجحة |
| üstün başarılı kişiFrom the English "high achiever" i. | | شخص ناجح، صاحب إنجازات كبرى |
birşeyde iyi/başarılı olmak, birşeyi iyi yapmakFrom the English "handy at" f. | | بارع في شيء |
| başarılı olmakFrom the English "be a success" f. | | يلقى رواجًا |
| | | يحقق شهرة، يحقق رواجًا |
| kısa sürede başarılı olmakFrom the English "be an instant success" f. | | سريع النجاح |
| | | لاقى نجاحًا سريعًا |
| | البرنامج التلفزيوني لاقى نجاحًا سريعًا. |
| başarılı olmakFrom the English "make good" f. | | ينجح، يزدهر |
başarılı olmak, başarmakFrom the English "make it" f. | | ينجح، يحقق النجاح |
başarı kazanmak, başarılı olmakFrom the English "make a go of it" f.,f. | | يُنجح شيئًا |
başarılı olmak, başarı göstermek, başarmakFrom the English "succeed" geçişsiz f.,f. | | يفوز |
| | في الآخر فاز فريقنا. |
başarılı olmak, başarıya ulaşmakFrom the English "go far" f.,f. | | ينجح، يحقق النجاح |
| başarılı olmakFrom the English "come off" f. | | ينجح، يتقن، يبلي حسنًا |
| başarılı olmakFrom the English "get ahead" f. | (mecazlı) | ينجح، يتقدّم، يتفوّق |
daha başarılı olmak, gölgede bırakmakFrom the English "outshine" f.,geçişli f. | (mecazlı) | يتفوق على شخص/شيء |
| başarılı hissedenFrom the English "fulfilled" s. | | شاعر بالإنجاز |
| | الموظفون الذين يشعرون بالإنجاز يساهمون في زيادة الإنتاجية. |
| oldukça başarılı bir şekildeFrom the English "quite well" z. | | جيّدًا |
başarı kazanma, başarı elde etme, başarılı olma, başarıFrom the English "achievement" i.,i.,i. | | تحقيق النجاح في شيء |
| | طول فترة دراسته، ركّز فقط على تحقيق النجاح الأكاديميّ لا على تكوين صداقات. |
başarı, başarılı işFrom the English "coup" i. | (mecazlı) (مجازي) | ضربة موفّقة |
| | | نجاح، إنجاز |
| | موافقة المعرض الفني الشهير على عرض أعمال كلوديا إنما هو إنجاز كبير لها. |
| başarılı geçiş sınavıFrom the English "A level" i. | | نجاح في مادة من امتحان المستوى المتقدم |
başarılı olmak, başarmakFrom the English "do good" f.,f. | | ينجح |
| başarılı olmakFrom the English "make your way" f. | | يشقّ طريقه في الحياة |
başarılı olmak, muvaffak olmakFrom the English "prosper" geçişsiz f. | | ينجح، يزدهر، يتوسّع |
| | ازدهرت أعمال العائلة بفضل اجتهاد الجميع. |
meyve vermek, sonuç vermek, başarılı sonuca ulaşmakFrom the English "bear fruit" f.,f.,f. | (fikir, vb., mecazlı) (مجازي: يأتي بنتائج إيجابية) | يؤتي ثماره |
| başarılı/iş bitirici kimseFrom the English "mover" i. | (كلمة غير رسمية) | محرك |
çok başarılı kimse, fenomenFrom the English "phenomenon" i.,i. | (شخص ناجح جدًا) | ظاهرة |
| | نجم الروك الشاب هذا هو ظاهرة كبيرة! |
çok başarılı kimse, çok başarılı şeyFrom the English "blockbuster" i.,i. | | محقق رواجًا كبيرًا |
| | حقّق معرض الرسام هوكني رواجًا كبيرًا هذا الصيف. |
başarılı olmak, başarı kazanmakFrom the English "achieve" geçişsiz f.,geçişsiz f. | | ينجح |
| | | يحقق نجاحًا |
| | لم تكن آيمي تفكّر في الثانوية إلا في تحقيق النجاح. |
parlamak, kendini göstermek, çok başarılı olmakFrom the English "shine" geçişsiz f.,geçişsiz f. | | يتألق، يتفوق، يبرع |
| | Yarışmada parlayacak (or: kendini gösterecek). |
| | سوف تبرع في المسابقة. |
| başarılı olmakFrom the English "flourish" geçişsiz f. | | ينجح |
| | نجح دان في بيئة عمله الجديد. |
başarılı olamamak, pes etmekFrom the English "crap out" f.,f. | | يفشل، لا ينجح |
| başarılı olmakFrom the English "do well" f. | | يبلي حسنًا |
başarılı olmak, başarıya ulaşmak, muvaffak olmakFrom the English "succeed" f.,f.,f. | (bir işte) | ينجح في شيء |
| | لن ينجح أبدًا في مجال الأعمال إن لم يتحلّ بالجديّة. |
çok başarılı olmak, sivrilmekFrom the English "shine" geçişsiz f. | (bir konuda) | يتفوق في شيء، يبرع في شيء |
| | إنه بارع جدًّا في الرياضيات مع أنه لا يجيد شرحها للآخرين. |
popüler olmak, başarılı olmak, başarı yakalamakFrom the English "take off" f.,f.,f. | | يحقق نجاحًا سريعًا، يحقق نجاحًا فوريًّا |
| | لدي إحساس بأن هذه الفرقة ستحقق نجاحًا سريعًا بعد حفلتهم الموسيقية الأولى. // حقق المنتوج الجديد نجاحًا فوريًّا وصار الكل يريدون شراءه. |
çok başarılı olmak, çok iyi sonuç elde etmekFrom the English "ace" f.,f. | (في الامتحان) | يبلي حسنًا جدًّا |
| | (مجازي) | يُبدع |
| | رغم صعوبة امتحان الرياضيات، فقد أبلت ماري حسنًا جدًّا فيه. |
başarılı olmak, başarmak, üstesinden gelmekFrom the English "come through" f.,f.,f. | | ينجح |
çok başarılı şey, etkileyici şeyFrom the English "sock" i.,i. | | أداء ناجح جدًّا |
| | كان أداء المغني ناجحًا جدًّا، وقد حظي بتصفيق حاد. |
| zor durumlarda başarılı olanFrom the English "clutch" s. | | موفَّق في اللحظة الحاسمة، يحقق المطلوب في اللحظة الحاسمة |
başarıyla, başarılı bir şekilde, başarılı olarakFrom the English "successfully" z. | | بنجاح |
| | | ينجح في، يتمكن من |
başarılı olmak, başarıya ulaşmak, başarı elde etmekFrom the English "go a long way" f.,f. | | يحقق تقدمًا، يحقق نجاحًا |
| başarılı kimseFrom the English "success" i. | | شخص ناجح |
| elinden her iş gelen ama hiç birinde başarılı olmayan kimseFrom the English "jack of all trades" i. | | صاحب الصنائع السبع |
| | (في بعض المناطق) | مسبّع الكارات |
başarılı olmak, üstesinden gelmekFrom the English "manage" f.,f. | | يتدبر أمره، ينجح فيه، يتمكن منه |
başarılı olmak, başarıya ulaşmak, başarı elde etmek, üstesinden gelmek, muvaffak olmakFrom the English "succeed" f.,f.,f. | | ينجح، يحقق هدفه |
| | لقد نجحت في مجالات عدة. |
başarılı olmak, başarı göstermekFrom the English "score" f.,f. | | ينجح |
| | بعد التقدم بطلب عشر مرات، نجحت أخيرًا بتسلمي رسالة قبول. |
| sayesinde başarılı olmakFrom the English "thrive" f. | | يبلي حسنًا في شيء |
| sürpriz bir şekilde başarılı olmakFrom the English "sneak up on" f. | | يفاجئ شخصًا بنجاحه |