• WordReference
  • Definition
  • Synonyms
  • English Collocations
  • English Usage
Bu sayfada: lifted, lift

WordReference English-Turkish Dictionary © 2025:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
lifted adj (raised)yukarı kalkmış s.
  kalkık s.
 I saw from the man's lifted arm that he was trying to signal to me.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2025:

Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
lift [sth/sb] vtr (raise upward)yukarı kaldırmak, yükseltmek geçişli f.
 He lifted the tray above the kids.
 Tepsiyi çocukların başlarından yukarı kaldırdı.
lift [sth] vtr (hoist)yukarı kaldırmak geçişli f.
  yükseğe kaldırmak geçişli f.
 The car was lifted so the mechanic could work underneath.
lift n UK (elevator)asansör i.
 I took the lift to the third floor.
 Asansörle üçüncü kata çıktım.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
lift n (act of raising) (el, vb.)kaldırma i.
  yükseltme i.
 With a lift of the hand, the leader signalled that he was ready.
lift n (distance that [sth] rises)kaldırma mesafesi i.
 The crane had a lift of two hundred feet.
lift n (raising force)kaldırma kuvveti i.
 Thrust and lift allow a plane to fly.
lift n (weight lifted, capacity)taşıma kuvveti i.
 The twin-engine cargo plane has a lift of eight tons.
lift n UK (ride in a vehicle) (arabayla)götürme i.
  (arabaya)binme i.
 Thanks for the lift! I'd never have made it to the station in time without it.
lift n figurative (emotional uplift) (mecazlı)neşe, keyif i.
 The good news was a real lift.
lift n (lifting device)kaldırıcı i.
  asansör i.
 A hydraulic lift was used to place the stones.
lift n (dumbwaiter)yemek servisi masası i.
  servis asansörü i.
 Put the tray of dinner plates in the lift.
lift n (ski-lift)teleferik i.
 I'll meet you at the lift so we can go up together for another run.
lift n (rise in ground, hill)tepe i.
  yükseklik i.
 There is an apple tree at the base of the lift in that field.
lift n (nautical: capacity of a ship) (gemi)taşıma kapasitesi i.
 The barge has a lift of thirty tons.
lift n (lowest layer of a shoe heel) (ayakkabı)alt topuk i.
 She had the lifts on her shoes replaced.
lift n (dance move)bir tür dans hareketi i.
 The ballroom dancer performed an impressive lift on his partner.
lift vi (go up)havalanmak geçişsiz f.
  yükselmek geçişsiz f.
  yükseklere çıkmak geçişsiz f.
 As the plane took off, I felt myself lift.
lift vi (rise) (sis, vb.)kalkmak, dağılmak geçişsiz f.
  yükselmek geçişsiz f.
 As the sun warmed the land, the fog lifted.
lift [sth] vtr (rescind, remove)yürürlükten kaldırmak geçişli f.
  feshetmek, iptal etmek geçişli f.
  (karar, vb.)bozmak geçişli f.
  ilga etmek geçişli f.
 California lifted its gay marriage ban in 2008.
 The government lifted the boycott on foreign goods after three days.
lift [sth] from vtr slang, figurative (plagiarize) (mecazlı, argo)aşırmak geçişli f.
  çalıntı yapmak f.
  izinsiz alıntı yapmak f.
 The author had lifted entire paragraphs from another book.
lift [sth] vtr (horticulture: remove plants) (bitki)topraktan çıkarmak geçişli f.
 She lifted the irises in October, before the first frost.
lift [sth] vtr slang, figurative (steal) (mecazlı)çalmak geçişli f.
  (argo, mecazlı)yürütmek geçişli f.
 The thief lifted the man's wallet.
lift [sb] from [sth] vtr + prep figurative (elevate in circumstances) (mecazlı)kurtarmak geçişli f.
  yükseltmek geçişli f.
 The success of his art lifted him from poverty.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2025:

Deyimsel fiiller
lift | lifted
İngilizceTürkçe
lift off vi phrasal (plane, spacecraft: take off) (uçak, vb.)kalkmak f.
  havalanmak f.
 The spaceship began to lift off.
lift [sb/sth] out,
lift out [sb/sth]
vtr phrasal sep
UK (outsource: a team) (işi birisine)yaptırmak geçişli f.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2025:

Bileşik Şekiller:
lift | lifted
İngilizceTürkçe
forklift [sth],
fork-lift
vtr
(move by forklift)çatallı kaldırıcıyla/forkliftle taşımak geçişli f.
 Forklift that freight to the back of the warehouse.
give [sb] a ride,
give a ride to [sb] (US),
give [sb] a lift,
give a lift to [sb] (UK)
v expr
informal (take in car) (birisini)arabayla götürmek f.
  (arabayla)-e bırakmak f.
 I'll give you a ride to the airport.
hitch a ride,
hitch a lift
v expr
informal (hitchhike)otostop yapmak f.
 I might be able to hitch a ride to the airport.
lift [sth] up vtr + adv (raise)kaldırmak f.
  (ses, vb.)yükseltmek f.
 If you lift up the boxes and hand them to me, I'll put them in the attic.
lift weights v expr (exercise: do weight training)ağırlık kaldırmak f.
 I go running and lift weights four times a week.
lift weights v expr (sport: do weight lifting)ağırlık kaldırmak f.
 He lifts weights competitively.
 When they lift weights, weight-lifters wear a belt to protect their back and kidneys.
ski lift n (carries skiers up ski slope)kayak teleferiği i.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
'lifted' bu girdilerde da bulundu:
İngilizce tanımda:

lifted' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

  • Go to Preferences page and choose from different actions for taps or mouse clicks.
"lifted" için Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | İtalyanca | Portekizce | Romence | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Rusça | Polonyaca (Lehçe) | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar
Uygunsuz bir reklamı rapor et.
WordReference.com
WORD OF THE DAY
GET THE DAILY EMAIL!