WordReference English-Turkish Dictionary © 2025:

Temel Çeviriler
Türkçeİngilizce
yerli local
  domestic
  native
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2025:

Sözlüğün diğer tarafından eşleşen girdiler
Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
indigenous adj (people: native, local)bir yerin yerlisi, yerli s.
 The indigenous population has cultivated grain for centuries.
Aboriginal n (Aborigine)Yerli, Aborijin i.
aboriginal adj (indigenous)yerli s.
 The aboriginal population of South America was culturally diverse and highly fragmented.
autochthonous adj formal (person: indigenous) (kişi)otokton, yerli s.
citizen n often plural (city or town resident) (şehirde/kasabada oturan)sakin i.
  yerli i.
 The citizens of this town are against the idea of building a shopping mall.
homegrown,
home-grown
adj
figurative (native, local) (mecazlı)yerli s.
 Renren is China's homegrown version of Facebook.
inland adj UK (domestic, internal) (ürün, vb.)yerli s.
  yurt içi s.
 The store only sold inland products and didn't accept any exports.
native n (indigenous person)yerli i.
 Many of the natives died of disease when the Europeans arrived.
 Avrupalıların gelişiyle çok sayıda yerli, hastalığa yakalanarak öldü.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
internal adj (domestic) (ürün, vb.)yerli s
 All of the materials the company used were internal, nothing was imported.
native n (person born locally)yerli i.
 He is a native of Texas, but he now lives in New York.
domestic n informal, UK (violent incident between couple) (ürün, üretim, vb.)yerli s.
 The police were called to a domestic in the next street when a couple's drunken argument turned violent.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
aborigine n (native, indigenous person)yerli halk i.
 The Dayaks were among the aborigines of Borneo.
copacetic,
copasetic
adj
informal, US (entirely satisfactory, excellent)tam kararında s.
  tam yerli yerinde s.
 The employee assured the manager over the phone that everything was copacetic.
in place adv (positioned in readiness)yerinde z.
  yerli yerinde z.
 The artist ensures that all his equipment is in place before he begins a new painting.
indigenous adj (species: native)bir yere özgü, bir yerde doğal olarak yetişen/bulunan, yerli (tür, vb.) s.
 Invasive weeds are threatening several indigenous species of grass.
inhabitant n (native animal)yerli hayvan i.
 The weasel is an inhabitant of many northern woodlands.
position n (correct location)tam yerinde, yerli yerinde z.
 The ladder is in position for use.
 Merdiven tam kullanılacağı yerde duruyor.
properly adv (appropriately)uygun bir şekilde z.
  yerli yerince z.
  (gündelik dil)adam gibi z.
 The children behaved properly throughout the visit.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

yerli' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

  • Go to Preferences page and choose from different actions for taps or mouse clicks.
"yerli" için Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | Portekizce | İtalyanca | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Polonyaca | Romence | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar
Uygunsuz bir reklamı rapor et.
WordReference.com
WORD OF THE DAY
GET THE DAILY EMAIL!