WordReference English-Turkish Dictionary © 2025:

Temel Çeviriler
Türkçeİngilizce
arkadaş friend
  colleague
  companion
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

WordReference English-Turkish Dictionary © 2025:

Sözlüğün diğer tarafından eşleşen girdiler
Temel Çeviriler
İngilizceTürkçe
friend n (closely regarded person)arkadaş, dost i.
 She has lots of friends.
 Birçok arkadaşı (or: dostu) var.
buddy n informal (friend)arkadaş, dost, ahbap i.
 Have you met my buddy Kevin?
companion n (friend)dost, arkadaş i.
 The two men have been companions since they were in school together.
pal n informal, often plural (friend, buddy)arkadaş, dost i.
 Adrian is meeting his pals at the pub.
chum n informal, dated (friend, buddy)arkadaş, dost i.
 We've been chums since primary school.
sidekick n informal (companion) (argo)arkadaş, dost i.
  yardımcı i.
 Bob's nephew is his sidekick; he wants to go everywhere Bob goes.
homey,
homie
n
US, urban slang (friend) (argo)arkadaş, dost i.
 I met one of my homeys at the mall.
matey n UK, slang, ironic (term of address to a man)arkadaş, dost i.
 Good to see you, matey!
amigo n (friend)arkadaş i.
  dost i.
cobber n AU, slang (mate: male friend) (erkek)arkadaş i.
  (gayri resmi)kanka i.
 G'day, cobber! How are you going?
mate n UK, AU, informal (friend)ahbap, dost, arkadaş i.
 Tom's best mate, Dan, came to visit.
buster n US, informal, disapproving, dated (form of address) (hitap)ahbap, arkadaş i.
 Hey buster, you can't park your car there! US
comrade n (companion, friend)dost, arkadaş i.
 Hey comrades! Let's go and eat somewhere!
friend n often plural (social media contact) (internet)arkadaş i.
 We're friends on Facebook
friendly adj (on good terms)dost, arkadaş s.
  (ilişki, vb.)dostane s.
 Although I hardly know her, we are friendly.
familiar,
familiar spirit
n
(witch's companion)arkadaş, dost i.
 A cat is often portrayed as a witch's familiar.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
İngilizceTürkçe
dog n figurative, informal, US (male friend) (mecazlı)dost, arkadaş i.
 So how are you doing, you old dog!
boyfriend n US, rare (male friend) (erkek)arkadaş i.
 Sandra meets her boyfriend Tom for coffee each Sunday.
bud n informal (buddy: friend)arkadaş, dost, ahbap i.
 Oh, that's Sam--he's my bud.
consort n (companion)arkadaş, yoldaş i.
  eş, karı/koca i.
 The queen's consort served as her confidante and friend.
blood n figurative, slang (friend) (argo)kanka i.
  arkadaş i.
 What's up, blood?
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Bileşik Şekiller:
İngilizceTürkçe
affable adj (friendly, likable)arkadaş canlısı, dost canlısı s.
  sevimli, cana yakın s.
 My uncle was an affable chap with a ready smile.
amiable adj (friendly, likeable)sıcakkanlı, arkadaş canlısı, dost canlısı s.
 I'm surprised he didn't like you – I've always found him very amiable.
amicable adj (person: friendly) (kişi)arkadaş canlısı, dost canlısı s.
 Yes, our neighbours are amicable enough, I suppose.
beau,
plural: beaux,
beaus
n
dated, French (boyfriend)erkek arkadaş, sevgili i.
 It seems that Helena has a new beau; he's taking her to the pictures tonight.
befriend sb vtr (become friends with)arkadaş olmak, dost olmak f.
  arkadaşlık kurmak, dostluk kurmak f.
 I've been trying to befriend the new guy in our choir.
boyfriend n (male lover, partner)sevgili, erkek arkadaş i.
 Julie and her boyfriend have been dating for two years.
brother n figurative (close friend) (mecazlı)yakın dost, yakın arkadaş i.
 Rick is a brother to me.
circle n figurative (group of friends)çevre, arkadaş çevresi/grubu, muhit i.
 My circle is a tight-knit group.
close friend n (intimate acquaintance)yakın arkadaş, yakın dost i.
 Tom is a close friend of mine.
confidant n (close friend)yakın dost, yakın arkadaş i.
  dert ortağı i.
 You need to talk this over with a confidant.
congenial adj (person: friendly) (kişi)arkadaş canlısı, dost canlısı s.
  sempatik, cana yakın s.
 Seth is a congenial guy who is easy to get along with.
crony n slang, pejorative (friend, associate)yakın arkadaş, dost i.
  avene i.
 Frank and his cronies have a monopoly on the office supplies.
ex n abbr, informal (ex-boyfriend)eski erkek arkadaş, eski sevgili i.
 I had lunch with my ex yesterday.
ex n abbr, informal (ex-girlfriend)eski kız arkadaş, eski sevgili i.
 My ex still has a bunch of my books and clothes.
fella n informal (boyfriend)erkek arkadaş, sevgili i.
 Grace, do you have a fella?
the gang n informal (friends)arkadaş grubu i.
  (gündelik dil)arkadaş tayfası i.
 Robert went to hang out with the gang on Saturday.
genial adj (person: friendly) (kişi)samimi, içten, candan s.
  arkadaş canlısı, cana yakın, sıcak s.
 Everyone at the party was genial, despite their divided politics.
girl n informal (sweetheart)sevgili, kız arkadaş i.
 I love my girl and really want to marry her.
 Sevgilimi çok seviyorum ve onunla evlenmek istiyorum.
girlfriend n (female lover)kız arkadaş, sevgili i.
  (argo)manita i.
 You haven't met my girlfriend yet? We've been together for two years.
 Kız arkadaşımla tanışmış mıydın? Onunla iki yıldır beraberiz.
girlfriend n US (female friend)kız arkadaş i.
 Becky went to see the play with her girlfriends.
homeboy n slang (male friend) (argo)erkek arkadaş i.
 Joe's my homeboy; we hang out all the time.
lass n UK, regional, informal (girlfriend)kız arkadaş, sevgili i.
 She used to be Jake's lass but they broke up.
mama,
mamma,
momma
n
US, slang, figurative (one's wife or girlfriend)karı, eş i.
  kız arkadaş, sevgili i.
 His mama gets jealous if he talks to other women.
man n informal (husband, boyfriend)koca, eş i.
  sevgili, erkek arkadaş i.
 Her man fixed the light bulb for her.
man n (male lover)sevgili, erkek arkadaş i.
 Do you have a man, or are you still alone?
posse n figurative, urban, slang (gang of friends) (argo)arkadaş grubu, ekip i.
 I spent the afternoon at the mall with my posse.
simpatico adj informal (friendly, nice)sempatik s.
  sevimli s.
  cana yakın s.
  arkadaş canlısı s.
 All of my students this year are very simpatico.
sociable adj (person: friendly, outgoing) (kişi)girgin, girişken, sokulgan, toplumcul, sosyal s.
  arkadaş canlısı, dost canlısı s.
 The new neighbours seem very sociable, don't you think?
social adj (friendly, sociable)girgin, sosyal, hoş sohbet s.
  sokulgan, girişken, arkadaş canlısı s.
 She is very social and goes to many parties.
 Çok girgindir kendisi, o parti senin bu parti benim dolaşır.
 Arkadaş canlısı olmanın en iyi yönü, insanın kendisini hiç yalnız hissetmemesi.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.

arkadaş' sözcüğü/sözcükleri ile ilgili forum tartışmaları:

  • Go to Preferences page and choose from different actions for taps or mouse clicks.
"arkadaş" için Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | Portekizce | İtalyanca | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Polonyaca | Romence | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | Arapça

Reklamlar
Reklamlar
Uygunsuz bir reklamı rapor et.
WordReference.com
WORD OF THE DAY
GET THE DAILY EMAIL!