WordReference Türkçe-Arapça Virtual Dictionary © 2026:

Temel Çeviriler
TürkçeArapça
kederli,
üzgün,
hüzünlü,
mahzun,
efkarlı
From the English "doleful"
s.,s.,s.
حزين
kederli,
acılı,
yaslı
From the English "grief-stricken"
s.,s.,s.
مَحزون، حزين
kederli,
acılı,
ıstıraplı
From the English "tortured"
s.,s.,s.
 (مجازي)مكروب
kederli,
özlem dolu
From the English "aching"
s.,s.
حزين
 لا شيء يخفف الألم في قلب جاين الحزين بعد موت كلبها الذي تحبه كثيرًا.
kederli,
üzgün,
mağdur
From the English "put out"
s.,s.,s.
مستاء
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
TürkçeArapça
kederli,
hüzünlü,
üzgün
From the English "moody"
s.,s.,s.
كئيب، حزين
kederli,
kasvetli,
sıkıntılı,
iç karartıcı
From the English "dismal"
s.
كئيب، مُغِمّ
 التصميم المُغِمّ لمكتب مارك زاد من كرهه لوظيفته.
kederli,
üzgün,
meyus,
morali bozuk
From the English "despondent"
s.,s.
يائس، قانط
kederli,
üzgün,
gamlı,
acıklı
From the English "sad"
s.,s.
 (مضاف إليه)حزنٍ
 Can'ın yüzünde üzgün (or: kederli) bir ifade vardı.
 هناك تعبير حزنٍ على وجه جيم.
kederli,
hüzünlü,
mahzun
From the English "dreary"
s.
 (شخصية)مملّ
 الموظف الجديد في العمل مملّ جدًّا، لذا أحاول تفادي التحدث معه.
kederli,
hüzünlü,
efkarlı
From the English "blue"
s.
(mecazlı)حزين
 تجعلني الأيام الماطرة حزينة.
kederli,
üzüntülü,
sıkıntılı
From the English "dark"
s.,s.
(mecazlı)قاتم، أسود
hüzünlü,
kederli,
mahzun
From the English "hangdog"
s.,s.,s.
عابس، بائس
üzgün,
kederli
From the English "sad"
s.,s.
حزين
 "بيت" حزين منذ انهيار زواجه. // انهمرت الدموع على وجه الطفلة الحزينة.
üzgün,
kederli
From the English "triste"
s.,s.
حزين
 كان السيد فوستر رجلاً طويلاً ونحيلاً وحزين المحيّا.
dertli,
üzüntülü,
kederli
From the English "aggrieved"
s.,s.
محزون، مهموم، مغموم
hüzünlü,
kederli
From the English "wilted"
s.,s.
 (مجازي: معنويات)منكسر
üzücü,
kederli
From the English "tearful"
s.,s.
حزين
neşesiz,
kederli,
üzüntülü
From the English "sorry"
s.,s.,s.
مؤسف، محزن
acılı,
kederli,
elemli,
gamlı,
dertli
From the English "grieved"
s.,s.,s.,s.
حزين، محزن
mutsuz,
bedbaht,
kederli,
üzgün
From the English "unhappy"
s.
غير سعيد، تعيس
 ليندا تعيسة لأنها انفصلت عن حبيبها.
çok üzgün,
kederli,
üzüntülü,
dertli,
acılı,
kalbi kırık
From the English "heartbroken"
s.,s.,s.
مسحوق الفؤاد، محطم القلب
hüzünlü,
kederli,
üzgün,
mahzun
From the English "mournful"
s.
حزين، محزون
üzgün,
kederli,
mahzun
From the English "sorrowful"
s.
(kişi)حزين
üzücü,
kederli,
acı,
hüzünlü
From the English "woeful"
s.
(durum, olay)مُزرٍ
üzgün,
kederli,
hüzünlü,
mahzun
From the English "dejected"
s.
مكتئب، مغتمّ، محبط
üzgün,
üzüntülü,
kederli,
asık suratlı,
somurtkan
From the English "morose"
s.,s.
كئيب
hüzünlü,
üzüntülü,
gamlı,
kederli,
dertli,
üzgün/pişman,
pişman olunan/esef edilen
From the English "rueful"
s.,s.,s.
حزين، آسف
çok acı çeken,
acılı,
ızdıraplı,
dertli,
üzüntülü,
gamlı,
kederli
From the English "anguished"
s.,s.
موجوع، حزين، معذَّب
üzgün,
kederli,
mahzun,
hüzünlü
From the English "downcast"
s.
كئيب، حزين
üzgün,
kederli,
hüzünlü,
melankolik,
bunalımlı
From the English "melancholic"
s.,s.
حزين، بائس، كئيب
cesareti kırılmış,
üzgün,
mahzun,
kederli
From the English "downhearted"
s.,s.,s.
حزين، مكتئب
üzgün,
kederli,
kalbi kırık
From the English "brokenhearted"
s.,s.
حزين/مكسور القلب
canı sıkkın,
hüzünlü,
kederli,
bunalımlı
From the English "depressed"
s.
مكتئب، كئيب
 جون مكتئب منذ هجرته زوجته.
üzüntülü,
hüzünlü,
kederli
From the English "gloomy"
s.
كئيب، حزين
 انتاب إيرين شعور كئيب عندما عرفت أنه لم تحصل على قبول من الجامعة.
üzgün,
üzüntülü,
kederli,
hüzünlü,
melankolik
From the English "melancholy"
s.
(kişi)حزين، كئيب
üzüntülü,
üzgün,
kederli
From the English "tearful"
s.,s.
كئيب، حزين
çok üzgün,
kederli,
perişan
From the English "devastated"
s.,s.
(mecazlı)محطّم نفسيًّا، مسحوق، محزون
 كان أفراد العائلة محطَّمين نفسيًّا، وفضَّلوا عدم التحدث مع الصحافة.
yas tutan,
yaslı,
kederli,
matemli
From the English "grieving"
s.,s.,s.,s.
مفجوع، محزون
üzüntülü,
hüzünlü,
kederli
From the English "gloomy"
s.
كئيب، قاتم
  سوداويّ، قاتم
 لم تحب رايتشل المسرحية لأنها كانت كئيبة جدًّا، إذ مات الجميع في النهاية. // صارت التوقعات قاتمة بشأن مستقبل الشركة إثر الفضيحة الأخيرة.
üzgün,
kederli,
neşesiz
From the English "grim"
s.
كريه، بغيض
küskün,
dargın,
gücenmiş,
kırgın,
kederli,
müteessir
From the English "sore"
s.,s.
حزين، مستاء

WordReference Türkçe-Arapça Virtual Dictionary © 2026:

Bileşik Şekiller:
TürkçeArapça
kederle,
hüzünlü bir şekilde,
kederli bir şekilde
From the English "mournfully"
z.,z.,z.
بحزن، على نحوٍ محزن
kederli olarak,
üzüntülü olarak,
kederle,
üzüntüyle,
kederli bir şekilde,
üzüntülü bir şekilde
From the English "woefully"
z.,z.
بحزن
kederli bir şekilde,
kederle
From the English "tragically"
z.,z.
بحزن
kederli bir şekilde,
üzgün bir halde,
ümitsizce
From the English "forlornly"
z.,z.,z.
ببؤس، بحزن، بشكلٍ بائس
üzgün olmak,
üzüntülü olmak,
kederli olmak,
canı sıkkın olmak
From the English "mope"
geçişsiz f.
يكتئب
üzgün olmak,
kederli olmak,
morali bozuk olmak,
keyifsiz olmak
From the English "feel down"
f.,f.,f.
يحزن، يتثبط، يشعر بالإحباط
hüzünlü bir şekilde,
üzüntüyle,
kederle,
kederli bir şekilde
From the English "gloomily"
z.,z.,z.
بحزن، بكآبة
  • Go to Preferences page and choose from different actions for taps or mouse clicks.
"kederli" için Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | Portekizce | İtalyanca | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Polonyaca | Romence | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | İngilizce

Reklamlar
Reklamlar
Uygunsuz bir reklamı rapor et.
WordReference.com
WORD OF THE DAY
GET THE DAILY EMAIL!