|
|
Bu sözlük İngilizce=>Türkçe ve İngilizce=>Arapça sözlüklerinin birleştirilmesinden oluşturulmuş sanal bir sözlüktür. Sonuçların kalitesi diğer WordReference sözlükleri kadar yüksek olmayabilir. WordReference Türkçe-Arapça Virtual Dictionary © 2026: Bu sözlük İngilizce=>Türkçe ve İngilizce=>Arapça sözlüklerinin birleştirilmesinden oluşturulmuş sanal bir sözlüktür. Sonuçların kalitesi diğer WordReference sözlükleri kadar yüksek olmayabilir. | Temel Çeviriler |
hemfikir, mutabıkFrom the English "in agreement" s.,s. | | متفق، متوافق |
hemfikir, mutabıkFrom the English "in favor" s.,s. | | مؤيِّد |
hemfikir, mutabıkFrom the English "aligned" s.,s. | | متوافق |
| hemfikirFrom the English "on board" s. | | موافق على شيء، مؤيد لشيء |
aynı kafada, hemfikir, kafa dengiFrom the English "like-minded" s.,s.,s. | (gündelik dil) | مُشابه في الرأي، مُشابه في التفكير |
| | | مُتشابه في الرأي، مُتشابه في التفكير |
aynı fikirde, hemfikirFrom the English "eye to eye" z.,s. | | على اتفاق |
WordReference Türkçe-Arapça Virtual Dictionary © 2026: Bileşik Şekiller:
|
anlaşamamak, atışmak, hemfikir olmamakFrom the English "quarrel" f.,f.,f. | | يختلف مع شخص |
| | أنا لا أختلف مع بيل في النصيحة التي قدّمها، ولكن أعتقد أنه كان عليه أن يقدّمها بطريقة ألطف. |
hemfikir olan, aynı görüşte olanFrom the English "of like mind" s. | | متشابهون في آرائهم |
aynı görüşü paylaşmak, hemfikir olmakFrom the English "of the same mind" f. | | لهم نفس الرأي |
hemfikir olmak, aynı düşüncede olmakFrom the English "see eye to eye" f.,f. | | يتّفق، يتوافق |
| | | يتفق في الرأي |
aynı fikirde olmak, hemfikir olmak, kabul etmek, razı olmak, anlaşmakFrom the English "concur" f.,f. | | يتفق |
| | | يؤيد |
hemfikir olmak, aynı fikirde olmak, katılmakFrom the English "hold with" f.,f. | | يوافق على شيء، يرضى عن شيء |
oybirliğiyle alınmış (karar, vb.), aynı fikirde olan, hemfikir olanFrom the English "unanimous" s.,s. | | إجماعيّ، بالإجماع |
aynı fikirde olmamak, aynı görüşte olmamak, katılmamak, hemfikir olmamakFrom the English "disagree" geçişsiz f.,geçişsiz f.,geçişsiz f. | | لا يوافق شخصًا الرأي |
| | رأى فريد أنه يجب أن يذهبا إلى ملهى، غير أن جورج لم يوافقه الرأي. |
aynı fikirde olmak, hemfikir olmak, aynı görüşü paylaşmakFrom the English "agree" f.,f.,f. | | يتوافق مع شخص على/حول شيء |
| | توافقنا جميعًا مع جاك على لون المقاعد الجديدة. |
aynı fikirde olmak, hemfikir olmak, aynı düşünceyi paylaşmakFrom the English "align" f.,f. | | يؤيد شخصًا/شيئًا، يصطف إلى جانب شخص/شيء، يقف إلى جانب شخص/شيء |
| | | ينحاز إلى شخص/شيء |
| | بموافقتي على الشروع في تنفيذ الخطط، وجدت نفسي أؤيّد أنطوني دون أن أدري. |
aynı düşünceyi paylaşmak, aynı fikirde olmak, hemfikir olmakFrom the English "subscribe" f.,f. | | يؤيد شيئًا |
hemfikir olmak, aynı fikirde olmak, mutabakata varmak, mutabık olmakFrom the English "agree" f.,f. | | يوافق |
| | ⓘBu cümle, İngilizce cümlenin çevirisi değildir. اقترح عضو المجلس زيادة في تمويل جمع النفايات، فوافقت اللجنة بأسرها. |
mutabık olmak, hemfikir olmak, aynı fikirde olmakFrom the English "harmonize" f.,f. | | يتوافق، يتناغم |
|
|