|
|
Bu sözlük İngilizce=>Türkçe ve İngilizce=>Arapça sözlüklerinin birleştirilmesinden oluşturulmuş sanal bir sözlüktür. Sonuçların kalitesi diğer WordReference sözlükleri kadar yüksek olmayabilir. WordReference Türkçe-Arapça Virtual Dictionary © 2026: Bu sözlük İngilizce=>Türkçe ve İngilizce=>Arapça sözlüklerinin birleştirilmesinden oluşturulmuş sanal bir sözlüktür. Sonuçların kalitesi diğer WordReference sözlükleri kadar yüksek olmayabilir. | Temel Çeviriler |
galip, galip gelmiş, zafer kazanmış, muzafferFrom the English "triumphant" s.,s. | | مُنتصر، فائز، رابح |
galip, kazananFrom the English "winner" i. | (yarışma) (في مباراة) | فائز، رابح |
| | أعطي الرابح في السباق جائزة. |
zafer kazanan kimse, galip, fatihFrom the English "conqueror" i.,i. | | فاتح، غازي |
kazanan kimse, galipFrom the English "victor" i. | | ناصر، منتصر |
WordReference Türkçe-Arapça Virtual Dictionary © 2026: Bileşik Şekiller:
|
kazanmak, galip gelmekFrom the English "prevail" f.,f. | | يغلب |
| | | يفوز |
yenmek, yenilgiye uğratmak, galip gelmek, üstün olmak, üstün gelmekFrom the English "best" geçişli f.,geçişli f.,f.,f. | (birisini) | يتفوق على شخص |
| | | يهزم |
galip gelen, kazananFrom the English "winning" s. | | فائز |
galip olan, galip gelen, kazananFrom the English "victorious" s. | | منتصر، ظافر، متغلّب |
kolaylıkla kazanmak, kolayca galip gelmekFrom the English "win hands down" f. | | يفوز بسهولة، ينجح بسهولة فائقة |
kazanmak, galip gelmekFrom the English "win the day" f. | | ينتصر، ينجح |
üstün gelmek, galip olmak, hakim olmakFrom the English "predominate" geçişsiz f.,geçişsiz f.,geçişsiz f. | | يسود، يغلب، يسيطر |
sonuçta kazanmak, sonunda galip gelmekFrom the English "win out" f.,f. | (رغم الصعوبات) | يفوز، يربح |
(puan, vb.) toplamak, galip gelmek, galibiyet kazanmakFrom the English "rack up" f.,f. | | يجمع شيئًا، يحصد شيئًا |
| | حصدت كندا أربع عشرة ميدالية ذهبية في الألعاب الأولمبية الشتوية. // يقتضي عملي السفر، وهكذا أجمع الكثير من أميال الطيران. |
birinci gelmek, kazanmak, galip gelmekFrom the English "win" geçişsiz f. | | يفوز، يربح |
| | Takımımız birinci geldi. |
| | ربح فريقنا. |
üstün gelmek, galip gelmek, baskın çıkmakFrom the English "prevail" f.,f. | (مجازي) | يغلب شيئًا، ترجح كفة شيء على شيء |
| | احتارت ماغي وليندا بشأن السيارة التي تنويان شراءها، ولكن رجحت في النهاية كفة سيارة "أودي" على سيارة "رينو". |
galip gelmek, kazanmak, yenmekFrom the English "triumph" f. | | يربح، يفوز |
| | كانت بداية الموسم بطيئة ولكنهم فازوا في النهاية. |
galip gelen, kazanan, fethedenFrom the English "conquering" s.,s.,s. | | غازٍ |
kazanmak, galip gelmek, yenmek, mağlup etmekFrom the English "overcome" f.,f. | | يفوز، ينتصر |
(spor) kazanmak, galip gelmekFrom the English "prevail" f. | (في مباراة) | يفوز |
kılpayı kazanmak, kılpayı galip gelmekFrom the English "snatch" f.,f. | | ينتزع |
| | انتزع الفريق المضيف الفوز في الدقائق الأخيرة من المباراة. |
|
|