WordReference Türkçe-Arapça Virtual Dictionary © 2026:

Temel Çeviriler
TürkçeArapça
etmekFrom the English "make" geçişli f. (mutlu, vb.)يجعل شخصًا شيئًا
  (صيغة التعدية للفعل)-
 أنت تجعلني سعيدًا.
 أنت تُسعدني
yapmak,
etmek
From the English "doth"
f.,f.
 (صيغة مهجورة لكلمة does)-

WordReference Türkçe-Arapça Virtual Dictionary © 2026:

Bileşik Şekiller:
TürkçeArapça
becermek,
başarmak,
yolunu bulmak,
akıl etmek
From the English "contrive to do sth"
geçişli f.,geçişli f.,geçişli f.,geçişli f.
يتمكّن من فعل شيء
denemek,
tecrübe etmek
From the English "have a shot at"
f.,f.
(bir şeyi)حاول فعل شيء، جرّب حظّه في فعل شيء
kullanmak,
yararlanmak,
faydalanmak,
istifade etmek
From the English "make use of"
f.,f.
يستخدم شيئًا، يُستخدم فيه شيء
  يستفيد من شيء
kavramak,
anlamak,
idrak etmek
From the English "come to grips with"
geçişli f.,geçişli f.,geçişli f.
يفهم شيئًا، يستوعب شيئًا
edinmek,
elde etmek
From the English "get hold of"
f.,f.
يحصل على شيء
sağlamak,
temin etmek
From the English "make available"
f.,f.
يوفر، يزود، يؤمّن
zorlamak,
mecbur etmek
From the English "constrain"
geçişli f.,geçişli f.
يجبر شخصًا على شيء، يرغم شخصًا على شيء، يُلزم شخصًا بشيء
 أحب العمل في بلد أجنبي، لكن واجباتي العائلية ترغمني على البقاء في بلدي.
açıklamak,
ortak etmek,
dahil etmek
From the English "let in on"
f.,f.,f.
(birisine gizli bir sırrı, vb.) (على سرّ)يُطلع شخصًا على شيء
sırıtmak,
gülümsemek,
tebessüm etmek
From the English "grin"
geçişsiz f.,geçişsiz f.
يبتسم
 ابتسم بيتر بينما وضع قطعة الشوكولاتة في فمه.
patlamak,
infilak etmek
From the English "explode"
geçişsiz f.,geçişsiz f.
(bomba, vb.)ينفجر
 انفجرت القنبلة مُحدثةً دويًّا قويًّا.
direnmek,
sebat etmek,
azmetmek,
azimle devam etmek
From the English "persevere"
f.,f.,f.
 (فعل)يُثابر، يُواظب
sabretmek,
dayanmak,
tahammül etmek
From the English "forbear"
f.,f.
يصبر، يتحمَّل
belirmek/görünmek,
ortaya çıkmak,
zuhur etmek
From the English "materialize"
geçişsiz f.,geçişsiz f.
يتجسّد
konuşmak,
fikrini söylemek,
fikrini beyan etmek
From the English "pipe up"
f.,f.
يبدي رأيه
dönmek,
çark etmek
From the English "revolve"
geçişsiz f.,geçişsiz f.
يدور
 يشير الاختصار RPM إلى السرعة التي تدور بها الأسطوانة على الفونوغراف.
konuşmak,
sohbet etmek
From the English "talk"
f.,f.
(birisiyle)يتحدث إلى شخص
  يخاطب شخصًا
  يتكلم مع شخص
 إنها تتكلم مع حيواناتها المدللة مع أنها عاجزة عن إجابتها.
araştırmak,
kontrol etmek,
muayene etmek
From the English "check up"
geçişli f.,geçişli f.,geçişli f.
يتحقق من شيء
katılmak,
iştirak etmek
From the English "chip in"
f.,f.
يدخل في النقاش
uğramak,
ziyaret etmek
From the English "drop in"
f.,f.
 (في زيارة سريعة)يمرّ
geçinmek,
idare etmek
From the English "get by"
f.,f.
يتدبّر أموره، يسيّر أموره
gelmek,
park etmek
From the English "pull in"
f.,f.
(taşıt)يتوقف
emilmek,
nüfuz etmek
From the English "sink in"
f.,f.
يُمتصّ، يُشرَب
kusmak,
çıkartmak,
istifra etmek
From the English "throw up"
f.,f.,f.
يتقيّأ
kaçmak,
firar etmek
From the English "break out"
geçişsiz f.,geçişsiz f.
يفر، يهرب
ilerlemek,
gitmek,
hareket etmek
From the English "go along"
f.,f.,f.
يسير
katılmak,
iştirak etmek
From the English "join in"
f.,f.
يشارك، ينضم
aksetmek,
geçmek,
sirayet etmek
From the English "rub off"
f.,f.,f.
ينتقل إلى غيره، يؤثر في غيره
kaçmak,
firar etmek
From the English "run away"
f.,f.
يهرب، يفر
caymak,
iptal etmek
From the English "cry off"
f.,f.
ينسحب
  يلغي
patlamak,
infilak etmek
From the English "go off"
f.,f.
(bomba)ينفجر
saldırmak,
hücum etmek
From the English "lash out at"
f.,f.
(birisine)ينقضّ على شخص
bozuşmak,
tartışmak,
kavga etmek
From the English "fall out with"
f.,f.,f.
يتشاجر مع شخص، يتخاصم مع شخص
vazgeçmek,
terk etmek
From the English "give up on"
f.,f.
(birisinden)يتخلى عن شخص، ييأس من شخص
anlamak,
kavramak,
idrak etmek
From the English "understand"
geçişli f.,geçişli f.
يفهم
 Söylediklerimi anlıyor musun?
 هل تفهم ما أقول؟
vermek,
lütfetmek,
ihsan etmek
From the English "grant"
geçişli f.,geçişli f.,geçişli f.
يمنح شخصًا شيئًا
  يهب شخصًا شيئًا
 Hâkim, davacıya, belgeleri görme hakkı verdi.
 منح القاضي المدعي الحق في أن يرى الوثائق.
dağıtmak,
teslim etmek
From the English "deliver"
geçişli f.,geçişli f.
يسلّم
  يوصل
 Postacı mektupları dağıttı.
 سلّم ساعي البريد الرسائل.
yıkmak,
tahrip etmek,
harap etmek,
yerle bir etmek
From the English "destroy"
geçişli f.,geçişli f.,geçişli f.,geçişli f.
يدمّر شيئًا
 دمَّر الزلزال كل المباني في هذا الشارع.
yatıştırmak,
avutmak,
teselli etmek
From the English "comfort"
geçişli f.,geçişli f.
يواسي شخصًا، يهدّئ شخصًا
 Babası ağlamakta olan çocuğu yatıştırdı.
 واسى الأب طفله الباكي.
yenmek,
mağlup etmek
From the English "defeat"
geçişli f.,geçişli f.
يهزم شخصًا، يفوز على شخص، يربح شخصًا
 Rakiplerini 3-2 yendiler.
 هزموا خصمهم بنتيجة 3-2.
kurmak,
tesis etmek
From the English "establish"
geçişli f.,geçişli f.
يؤسس، ينشئ، يقيم
 Hasta çocuklar için bir hastane kurmaya karar verdi.
 قرر إنشاء مستشفى للأطفال المرضى.
bozmak,
yıkmak,
altüst etmek
From the English "ruin"
geçişli f.,geçişli f.,geçişli f.
يتلف
  يدمر، يخرب
 Bilgisayarını üzerine kahve dökerek bozdu.
 أتلف حاسوبه عندما دلق القهوة عليه.
görmek,
seçmek,
fark etmek
From the English "distinguish"
geçişli f.,geçişli f.,geçişli f.
يميّز شيئًا/شخصًا، يرى شيئًا/شخصًا
 بالكاد استطاع هاري أن يرى الطريق من شدة كثافة الضباب.
devirmek,
ters çevirmek,
alabora etmek
From the English "overturn"
geçişli f.,geçişli f.,geçişli f.
 (رأسًا على عقب)يقلب شيئًا
 استولى الغضب على باربرا فقلبت الطاولة.
düzeltmek,
değişiklik yapmak,
tashih etmek
From the English "amend"
geçişli f.,f.,f.
يعدل
  يصحح، ينقّح
 عدّل المسؤول السياسة لتشمل السكان الجدد.
korumak,
himaye etmek
From the English "defend"
geçişli f.,geçişli f.
يدافع عن شيء/شخص
 مَن دافع عن الحصن عندما غادر الجنود؟
kurmak,
yerine yerleştirmek,
(tesisat,
vb.) döşemek,
takmak,
monte etmek
From the English "install"
geçişli f.,geçişli f.,geçişli f.,geçişli f.
ينصّب شيئًا، يركّب شيئًا
 سيأتي العمّال اليوم لتركيب الألواح الشمسية.
incelemek,
teftiş etmek
From the English "inspect"
geçişli f.,geçişli f.
يفحص شيئًا/شخصًا، يعاين شيئًا/شخصًا
hafifletmek,
yatıştırmak,
teskin etmek
From the English "quell"
geçişli f.,geçişli f.
يهدئ شيئًا، يخفّف من شيء
dağıtmak,
paylaştırmak,
bölüştürmek,
pay etmek,
taksim etmek
From the English "apportion"
geçişli f.,geçişli f.
يُوزّع، يُقسّم
yalvarmak,
rica etmek,
istirham etmek
From the English "beseech"
f.,f.
يتوسل إلى شخص
yakalamak,
tutuklamak/tevkif etmek
From the English "apprehend"
geçişli f.,geçişli f.
يقبض على شخص، يُلقي القبض على شخص، يعتقل شخصًا
reddetmek/tanımamak,
inkâr etmek
From the English "disavow"
geçişli f.,geçişli f.
يتبرأ من شيء، يتنصل من شيء
yakmak,
yakıp kül etmek
From the English "incinerate"
geçişli f.,geçişli f.
يحرق شيئًا
üzmek,
canını sıkmak,
kırmak,
incitmek,
rencide etmek
From the English "miff"
geçişli f.,geçişli f.,geçişli f.
يزعج شخصًا، يضايق شخصًا
işlemek,
yapmak,
gerçekleştirmek/uygulamak,
ifa etmek
From the English "perpetrate"
f.,f.,f.
(suç)يرتكب شيئًا، يقترف شيئًا
yıkmak,
dümdüz etmek
From the English "raze"
geçişli f.,geçişli f.
يهدم شيئًا، يدمر شيئًا
ertelemek,
sonraya bırakmak,
tehir etmek
From the English "adjourn"
geçişli f.,geçişli f.,geçişli f.
(toplantı, duruşma)يؤجّل شيئًا، يرجئ شيئًا
 Toplantıyı gelecek haftaya erteledik.
öngörmek,
söz vermek,
vadetmek,
vaat etmek
From the English "augur"
geçişli f.,geçişli f.
 (يتوقع حصول أمر سيئ)ينذر بشيء
  (يتوقع حصول أمر جيّد)يبشّر بشيء
  (يتوقع حصول أمر ما)يشير إلى شيء
paslandırmak,
aşındırmak,
korozyona uğratmak,
tahrip etmek
From the English "corrode"
geçişli f.,geçişli f.,geçişli f.
يُبلي شيئًا، يسبب التآكل في شيء
yasaklamak,
men etmek
From the English "debar"
geçişli f.,geçişli f.
(girişi, vb.)يمنع شخصًا من الدخول
yalvarmak,
yakarmak,
rica etmek
From the English "entreat"
geçişsiz f.,geçişsiz f.,geçişli f.
يتوسل، يستعطف
kapatmak,
tasfiye etmek,
likide etmek
From the English "liquidate"
geçişli f.,geçişli f.,geçişli f.
يصفّي
modernleştirmek,
yenileştirmek,
modernize etmek
From the English "modernize"
geçişli f.,geçişli f.,geçişli f.
يحدّث شيئًا
  يعصرن شيئًا، يجعل شيئًا عصريًّا
kısırlaştırmak,
iğdiş etmek
From the English "neuter"
geçişli f.,geçişli f.
(ameliyatla)يخصي شيئًا
silmek,
yok etmek
From the English "efface"
geçişli f.,geçişli f.
يمحو شيئًا، يزيل شيئًا
büyülemek,
hayran bırakmak,
mest etmek
From the English "enamor"
geçişli f.,geçişli f.,geçişli f.
يسحر شخصًا/شيئًا، يأسر لبّ شخص، يخلب عقل شخص
ıslatmak,
sırılsıklam etmek
From the English "souse"
geçişli f.,geçişli f.
يبلّل شيئًا
sınıflandırmak,
tasnif etmek
From the English "assort"
geçişli f.,geçişli f.
يصنف
engellemek,
kısıtlamak,
zapt etmek
From the English "bate"
f.,f.,f.
يكبح
ayarlamak,
modüle etmek
From the English "modulate"
geçişli f.,geçişli f.
يعدّل شيئًا، ينغّم شيئًا
istemek,
arzu etmek
From the English "wanna"
geçişli f.,geçişli f.
يريد
 سأل روب شيلا: "هل تريدين أن نخرج لاحتساء شراب؟".
feshetmek,
iptal etmek,
uygulamadan kaldırmak,
yürürlükten kaldırmak,
ilga etmek
From the English "abrogate"
geçişli f.,geçişli f.,geçişli f.,geçişli f.
يُلغي شيئًا، يُبطل شيئًا، يفسخ شيئًا
karamelleştirmek,
karamelize etmek
From the English "caramelize"
geçişli f.,geçişli f.
 (يجعله مثل الكاراميل)يحمّر شيئًا
gizlemek,
saklamak,
örtbas etmek
From the English "dissemble"
geçişli f.,geçişli f.,geçişli f.
يخفي شيئًا
karıştırmak,
düşürmek,
başına sarmak,
musallat etmek
From the English "enmesh"
geçişli f.,geçişli f.,geçişli f.
(birisini bir olaya)يوقع شخصًا/شيئًا في شركه، يمسك بشخص/بشيء
  يعلق شخص/شيء فيه
  • Go to Preferences page and choose from different actions for taps or mouse clicks.
"etmek" için Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | Portekizce | İtalyanca | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Polonyaca | Romence | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | İngilizce

Reklamlar
Reklamlar
Uygunsuz bir reklamı rapor et.
WordReference.com
WORD OF THE DAY
GET THE DAILY EMAIL!