WordReference Türkçe-Arapça Virtual Dictionary © 2026:

Temel Çeviriler
TürkçeArapça
DEFrom the English "DE" i. (Delaware eyaleti, kıs.)ديلاوير
 يعيش أبواي في مدينة نُوارك بولاية ديلاوير.
de,
da,
aynı şekilde
From the English "also"
bağ,z.
أيضًا
 Sen bana yazarsan ben de sana yazarım.
 إذا كتبت لي فسأكتب لك أيضًا.
de,
da
From the English "too"
bağ
أيضًا
  كذلك
 Dondurmayı severim, pastayı da severim.
 أحب المثلجات والكعك أيضًا.
 أحب المثلجات وكذلك الكعك.
de,
da
From the English "neither"
bağ.
ولا
 O yemek istemiyor, ben de istemiyorum.
 لا تريد أن تأكل ولا أنا أيضًا.
  Önemli bir şeyler mi eksik? Hata bildirin ya da geliştirme önerin.
Ek Çeviriler
TürkçeArapça
de,
da
From the English "nor"
bağ.
(olumsuz anlamda)ولا
 لا أنا ولا هو نحب الطماطم.
ayrıca,
de,
dahi,
hatta,
bile
From the English "as well"
أيضًا، كذلك

WordReference Türkçe-Arapça Virtual Dictionary © 2026:

Bileşik Şekiller:
TürkçeArapça
üstelik,
üstüne üstlük,
ek olarak,
bir de,
hem de
From the English "to boot"
z.,z.,z.,z.
بالإضافة إلى
hayır,
hiç de değil
From the English "not even"
ünl.,ünl.
كلا!، مستحيل!
çünkü,
ne de olsa
From the English "after all"
edat
لأن، فـ
 طبعًا سأذهب إلى الحفلة الموسيقية، فتلك الفرقة هي فرقتي المفضلة.
aynen,
ben de
From the English "same"
ünl.,ünl.
أنا أيضًا
 "من تعبي قد أنام على مكتبي." "أنا أيضا."
dayanmak,
-de bulunmak
From the English "lie"
geçişsiz f.,geçişsiz f.
(gerçeğe, vb.)يكمن في شيء
 تكمن المشكلة في نقص التركيز عند التلميذ.
ayrıca,
bir de
From the English "and"
bağ.,bağ.
و
atamak,
-de görevlendirmek
From the English "base"
f.,f.
(birisini bir yere)يعين شخصًا
 عيّنت الشركة توم في نيويورك لكنه يسافر كثيرًا في أرجاء الولايات المتحدة.
gitmek,
-de takılmak
From the English "hit"
f.,f.
(bar, alışveriş merkezi, vb.)يقصد شيئًا، يذهب إلى شيء
her iki cinse de istek duyan,
biseksüel
From the English "bisexual"
s.
مشتهي الجنسين
(çocuk) yaşına göre olgun,
erken gelişmiş,
büyümüş de küçülmüş
From the English "precocious"
s.,s.
مبكِّر النضج
  (في بعض المناطق)أكبر من عمره
İncil ile ilgili,
İncil'e ait,
İncil'de bulunan
From the English "evangelical"
s.,s.,s.
 (نسبة للأناجيل)إنجيلي
iki elini de eşit beceriyle kullanan,
ambidekströz
From the English "ambidextrous"
s.,s.
 (يعمل بكلتا يديه)أضْبَط، أعْسَر يَسَر
iki taraf için de kazançlı,
kazan kazan
From the English "win-win"
s.,s.
مربح لكلا الطرفين، مفيد لكلا الطرفين
-de bulunan,
-de yerleşik
From the English "situated"
s.,s.
بموقع، بموضع
hâlâ,
yine de
From the English "still"
z.
لا يزال
 Kahvaltı etmemişti ama hâlâ aç değildi.
 مع أنه لم يتناول طعام الإفطار، فهو لا يزال غير جائع.
yine de,
gene de
From the English "anyway"
z.
مع ذلك
 Yapmamasını söyledim ama yine de yaptı.
 Ne olduğunu tam bilmediği şeyi yine de istedi.
 طلبت منه أن يتوقف، ومع ذلك فعلها. // لم يكن يعرف ما هو ذلك، ومع ذلك أراد الحصول عليه.
şaka bir yana,
gerçekten de,
hakikaten de
From the English "seriously"
z.,z.
بِجِدّ، جديًّا، فعلاً
 نحن فعلاً بحاجة إلى مساعدتك.
muhakkak,
mutlaka,
ille de
From the English "necessarily"
z.,z.
بالضرورة
her iki durumda da,
her iki halde de
From the English "in either case"
z.
في أي من الحالتين
zerre kadar,
hiç,
hiç de
From the English "not a bit"
z.,z.
على الإطلاق، إطلاقًا
 هل أنا متضايق لأنني فوّتُّ البرنامج؟ إطلاقًا. // لست قلقًا على الإطلاق من هذا الامتحان لأنني درستُ له جيدًا.
hiç,
hiç de değil,
zerre kadar bile
From the English "not in the least"
إطلاقًا
saat 1'deFrom the English "at one" z.الساعة الواحدة
hem deFrom the English "no less" المفاجأة هي...
öyle bile olsa,
yine de
From the English "even so"
z.,z.
مع ذلك
pek deFrom the English "not very" نادراً
ve aksi,
tersine,
aksinde de aynı
From the English "vice versa"
z.,z.
والعكس بالعكس
bununla beraber,
bununla birlikte,
ama yine de
From the English "having said that"
z.,edat
بالرّغم من ذلك
hele ki,
hele de
From the English "least of all"
bağ.
ولا سيما، بالأخص
oysa,
halbuki,
ise de
From the English "whereas"
bağ
في حين، فيما
 Brokoliyi çok sever, oysa kız kardeşi hiç sevmez.
 هو يحب البروكلي فيما هي تكرهه.
ne,
ne de
From the English "neither"
bağ
(ne bu ne öteki anlamında)لا...
 Ne adamın ne de kadının olan bitenlerden haberi vardı.
 لا هو ولا هي فهما ما حدث.
ne,
ne de
From the English "nor"
bağ
ولا
 لم تكن المحاضرة غنية بالمعلومات ولا حتى ممتعة.
ise de,
de olsa,
-e rağmen,
-e karşın
From the English "albeit"
bağ.,edat
ولو أنه، وإن كان
  رغم أنه، مع أنه
 الأزهار جميلة، مع أنها ليست ملائمة لهذه المناسبة.
-e bile,
-e dahi,
ise de
From the English "even if"
bağ.,bağ.,bağ.
حتى لو
hiç de benzemeyenFrom the English "anything like" أي شيء من هذا القبيل
geç bile,
hiç de erken değil
From the English "It's none too soon"
deyim
وأخيرًا
buna karşın,
buna rağmen,
yine de
From the English "all the same"
z.,z.
على الرغم من ذلك، مع ذلك
hiç de benzememekFrom the English "nothing like" f.مختلف تمامًا، مختلف كليًّا
keşke burada olsaydın,
keşke sen de olsan
From the English "Wish you were here."
أتمنى أن تكون هنا
pek de değilFrom the English "not really" deyimليس بالضرورة، ليس تمامًا
ben deFrom the English "me too" ünl.وأنا أيضًا، وأنا كذلك
işte mesele de bu,
demek istediğim bu
From the English "that's the thing"
هذا ما أقصده
çok haklısın,
bence de öyle
From the English "you can say that again"
ünl.
بالتأكيد، طبعًا، أوافقك الرأي تمامًا
düşündüm deFrom the English "second thought" ünl.بالأحرى
ben de öyleFrom the English "so do I" ünl.وأنا أيضًا
gel de anla,
anla anlayabilirsen
From the English "Go figure"
ünl.,ünl.
 (تقال عند عدم استيعاب أمر)يا سلام!
ikinize de teşekkür ederimFrom the English "Thank you both" ünl.شكرًا لكما
beni de say,
ben de varım
From the English "count me in"
ünl.,ünl.
احسب حسابي معكم
İngiltere'de idari bölge,
yönetim bölgesi,
kontluk
From the English "shire"
i.
(eskil) (في بريطانيا)مقاطعة
 لقد تقسّمت الدولة إلى عدّة مُقاطعات قبل الغزو النورمندي.
(İncil'de sözü geçen) nihai savaş,
Armageddon
From the English "Armageddon"
i.
 (المعركة الأخيرة بحسب الكتاب المقدس)هرمجدون
İsrail'de nahiyeFrom the English "kibbutz" i. (مزرعة جماعية يهودية)كيبوتز
ne azı ne de çoğuFrom the English "no more and no less" i.لا زيادة ولا نقصان
hiç de öyle değil,
hiçbir surette,
katiyen
From the English "nothing of the kind"
,z.
بعيد عن الحقيقة
anlamsız laf,
iki yöne de çekilebilecek söz
From the English "double entendre"
i.,i.
 (كلام مزدوج المعنى)تورية
hiç de yakınFrom the English "nowhere near" z.بعيد، ليس قريبًا
her ikisi,
her ikisi de
From the English "both"
zam.
كلاهما
 أتسأل عن جون وهيذر؟ كلاهما سيأتي إلى العرس. شكرًا لكليكما.
madalyonun her iki yüzünü de görmek,
tarafsız olmak
From the English "see both sides"
f.,f.
يكون على الحياد، لا يتحيز
(gerçeği,
vb. hoşa gitmese de) olduğu gibi söylemek,
açık açık söylemek
From the English "tell it like it is"
f.
ينقل خبرًا بأمانة، يخبر بأمانة، ينقل خبرًا كما هو
ملاحظة: قد تجد أقرب مرادف للتعبير الإنجليزي بالعامية نظرًا لاختلاف الأسلوب بين الفصحى والعامية.
parçası olmak,
-de yer almak
From the English "be a part of"
f.,f.
(bir şeyin)يكون جزءًا من شيء
 مشاركة جون في المظاهرة جعلته يشعر بأنه جزء من شيء مهم.
-de hızla yayılmakFrom the English "sweep through" f.ينتشر بسرعة في شيء
  يتفشى في شيء
 انتشر الفيروس بسرعة في المدرسة، إذ أصيب به كل التلاميذ تقريبًا في غضون أسبوعين.
-de devam etmek,
sebat etmek
From the English "push on"
f.,f.
يواصل، يواظب، لا يستسلم
-de oturmak,
(yer,
vb.) işgal etmek,
tutmak
From the English "occupy"
geçişsiz f.,f.
يقيم في شيء
 يقيم نجم روك وفرقته في جناح الطابق الأعلى.
-de etkisi olmak,
kontrol elinde olmak
From the English "have power over"
f.,f.
يتحكم في شخص/شيء
-de rol almak,
rol üstlenmek
From the English "play a role in"
f.,f.
يمثّل دورًا في شيء، يؤدّي دورًا في شيء
ABD'de olanFrom the English "stateside" s.في الولايات المتحدة
pek deFrom the English "not so much" قليل
gerçekten,
sahiden de
From the English "honestly"
z.
فعلاً
hiç deFrom the English "nay" (eskil, resmi, esprili)لا
rağmen,
karşın,
(olduğu) halde,
ise de
From the English "though"
edat,edat
مع أن
 Dışarısı karanlık olmasına rağmen yürüyüşe çıktılar.
 خرجوا ليتمشوا مع أن الظلام قد حلّ.
uzak bir ihtimal de olsa,
ola ki
From the English "on the off chance"
z.,z.
في حال
elbette ki hayır,
hiç de bile
From the English "certainly not"
ünl.,ünl.
قطعًا لا
hiç de bileFrom the English "nothing of the sort" ünl.مستحيل!
hiç de değil,
asla
From the English "not at all"
ünl.,ünl.
كلا على الإطلاق، بتاتًا
İngiltere'de sonu -shire ile biten idari bölgelerFrom the English "shire" i. (مقاطعات إنكليزية تنتهي بـ"شاير" أو "شير")مقاطعات الشاير
-de bulunmak/mevcut olmakFrom the English "reside" geçişsiz f.يكمن في شيء، يتواجد في شيء
 كانت انفعالات حادّة تكمن في صدر تشارلز.
-de toplanmakFrom the English "ride up" f. (giysi)يرتفع على شيء
 الكنزة صغيرة جدًّا عليك، إنها ترتفع على ظهرك.
  • Go to Preferences page and choose from different actions for taps or mouse clicks.
"DE" için Google Çeviri'nin tercümesine göz atabilirsiniz.

Diğer dillerde: İspanyolca | Fransızca | Portekizce | İtalyanca | Almanca | Hollandaca | İsveççe | Polonyaca | Romence | Çekçe | Yunanca | Çince | Japonca | Korece | İngilizce

Reklamlar
Reklamlar
Uygunsuz bir reklamı rapor et.
WordReference.com
WORD OF THE DAY
GET THE DAILY EMAIL!